4.8.10

True Blood 3. Sezonuyla Küçük Ekranı Sallamaya Devam Ediyor

,

Yazıma başlamadan önce diziyi izlemeyen ama başlamayı düşünenleri, ya da bölüm bölüm takip etmeyenleri uyarayım, eğer spoilerlardan hoşlanmıyorsanız okumamanız daha hayırlı olacaktır.

Vampir temalı kitapların, dizilerin, filmlerin popülerliğinin farkında olmamak malumunuz mümkün değil, her şey Twilight ile kontrolden çıktı gibi görünse de bu vampirlerin ne edebiyatta ne de sinema-televizyondaki ilk yükselişi aslında. 90ların sonundaki Cnbc-e'nin altın dönemine yetişmiş olanlar TV'deki Buffy the Vampire Slayer çılgınlığını hatırlarlar. Joss Whedon'un yaratıcısı olup 6 sezonluk TV macerasına şekil verdiği, şimdi de çizgi romanlarıyla devam ettirdiği bu proje kült olmakla kalmadı, dünyanın her yerinde çok büyük ilgi de gördü, hala da Amerika'da convention'ları yapılmaya devam ediyor. Buffy ve Angel'ın bitişi vampir furyasının önünü sadece birkaç seneliğine kesti, 2005'te Twilight yayınlandı, 2008'te sinemaya uyarlandı ve aynı senenin yazında True Blood ilk sezonuyla HBO'da yayınlanmaya başladı. Her şeyi böyle bir kronolojiye dizince bugünlerde özellikle de Amerika'da tartışılıp duran bu furyanın nasıl bu kadar büyüdüğü sorusunun ne kadar anlamsız olduğuna inanamıyor insan değil mi? :) Vampirler hep buradaydılar kısacası ve daha da pek bir yere gidecek gibi durmuyorlarken bize düşen (ya da elimizden gelen) bu projeler arasından kendimize görenini seçip tadını çıkarmaya bakmak. Bunların arasından daha yetişkin bir kesime hitap eden ve çağdaşları & rakipleri gibi bir roman serisi uyarlaması olan True Blood neden zeki ve kaliteli bir proje, neden izlemelisiniz, ve dizinin 3. sezonunda bizi neler bekliyor, bu yazımda dizinin çok büyük bir hayranı olarak biraz bunlardan bahsetmeye çalışacağım.

True Blood Amerika'nın kablolu TV kanallarından biri olan HBO için Alan Ball'un yarattığı ve prodüktörlüğünü yaptığı bir proje. CVsinde American Beauty, Six Feet Under gibi çok ödüllü, çok başarılı projelerin bulunduğu Ball, endüstri içinde başarı garantisi veren isimlerden biri. Dizinin başrol oyuncusu Anna Paquin'in hakkında "İsmini dosyanın üzerinde görmek bile projeyi kabul etmek için yeterliydi." dediği Ball dizinin uyarlandığı Charlain Harris'in The Southern Vampire Mysteries serisinin TV'ye bu kadar zekice aktarılmasından da sorumlu aynı zamanda. Dizinin, diğer vampir dizileri ve filmleri gibi vıcık romantizme odaklanmadan Harris'in mitolojisine, kendi fantastik dünyasındaki güç, politika, din ilişkilerine de geniş yer ayırması onu diğerlerinden öne çıkarıyor. True Blood dünyasında her fantastik mite yer var, kurt adamlardan tutun shape shifterlara hatta Yunan mitolojisinden tanrılara kadar hem de. Ve bu mitlerin hiçbiri kendini tekrarlamıyor, stereotype'a dönüşmüyor, ya da ana hikayeye hizmet etmiyor, her küçük detay, karakter en az başroldekiler kadar önemli. Fantastik literatürde şimdiye kadar işlenmiş her konuyu tekrar işlemesine rağmen, bunu kendine has agresif, cinsel ve son derece komik tonuyla yaptığı ve sınır tanımadığı için Buffy'den sonra vampir temasını işleyerek çok katmanlılığı yakalamış tek proje aynı zamanda.

Nasıl Buffy, İngiliz aristokrat gözetmenlerin yönlendirdiği bir kadının, domestik şiddet, ayrımcılık, cinsiyetçilik gibi meselelerin ve daha birçoğunun yanı sıra bu gözetmenlerle de mücadelesini fantastik bir dekorda işleyen son derece politik ve feminist bir proje idiyse, True Blood'ın da kendi fantastik dünyası içinde söyledikleri asla yakışıklı vampir çocuk-çirkin insan kız aşkı ile sınırlı değil. Vampirlerin insan dünyasına varlıklarını ilan etmeleri, azınlık olarak haklarını istemeleri, buna rağmen kendi içlerinde monarşik bir düzeni devam ettirmelerinden tutun da, kilisenin vampirler karşısındaki şimdiki Evangelist kiliseyi çok andıran örgütlenmesine kadar dizide işlenen her mesele göründüğünden çok daha fazlasını söylüyor aslında. Ana karakterlerden sezon boyunca sadece 3 bölümde görünenlerine kadar hepsi çok ayrıntılı bir psikolojik arka planla sunuluyor ve tüm bu çok ciddi içeriğe ve karakterlerin hayatlarındaki dramatik öğelere rağmen çok başarılı bir komedi de söz konusu dizide. Diziyi yakından takip edenler 3. sezondaki Franklin ve Talbod karakterleri üzerinden giden histerik & karikatürize durumları, 3 sezondur Jason'ın maceraları, Arlene, LaFayette ve Terry'nin varoluşları itibariyle diziye çok özgün bir komedi getirdikleri konusunda bana hak vereceklerdir.

Peki diziyi 3. sezonda neler bekliyor? Dizi ekibinin Alan Ball ile birlikte katıldığı San Diego'daki Comic Con'daki röportajlardan edinilebilecek bilgiler şöyle; (spoiler konusunda son uyarı:) )
  • Dizinin ilk bölümünde Bill'in Sookie'ye sorduğu "What are you?" sorusunun cevabını Alan Ball bu sezonda alacağımızı söylüyor. Geçen sezon Sookie'nin Marryann ile olan karşılaşmasında elinden çıkan beyaz ışığı hatırlarsınız, bu sezonda araya Mississippi kralı Russell'ın da girişiyle birlikte Sookie'nin "ne" olduğu, kökenleri & güçleri ortaya çıkmaya başlayacak.
  • Sookie ve Bill'in ilişkisinde son gelişmeler pek hayra alamet değil. Ball bu konuda çok fazla bir şey söylemek istemese de "Sookie'nin Bill için şimdiye kadar yapmadığı bir şeyi göreceğiz ve ondan sonra tekrar biraraya gelseler bile hiçbir şey eskisi gibi olmayacak." diyor. Anna Paquin ise bu konuda daha geveze, Paquin'e göre sezon sonunda Sookie'nin Bill, Eric ve bu sezon kadroya dahil olmuş kurt adam Alcide arasında bir tercih yapacak. Ve bu tercihi yaparken demin bahsettiğim Sookie'nin güçleri de başını ağrıtacak. Hatta bu güçleri fantastik dünyanın güç dengelerinin peşinden koştuğu bir şey olacak.
  • Sookie ve Eric'in arasında ne olacağı belli olmasa da (Her ne kadar Ball onların birlikte olacağı bazı bölümler olduğunu söylese de) Eric'in geçmişiyle ilgili son birkaç bölümde öğrendiklerimiz nedeniyle Russell'la karşı karşıya gelmesi söz konusu.
  • Jason'la ilgili çok büyük bir sır Ball'un üstü kapalı göndermelerine bakılırsa bu sezon ortaya çıkacak. Kitapları bilenler için bu durum sır değil tabi ki ama, Ball bu konunun Crystal'la alakalı olduğunu ima ediyor.
  • Sam'in gerçek ailesi başına dert açmaya devam edecek ve Sam son 2 sezondur başına gelenleri de düşünürseniz halet-i ruhiye olarak bu sezonun Tara'sı olacak gibi görünüyor Ball'a göre.
  • LaFayette'in Jesus ile olan ilişkisi sarpa sardı ancak Ball bu ilişki sayesinde LaFayette'in kendisinin de farkında olmadığı bazı yeteneklerini keşfedeceğini söylüyor. Sizi bilmem ama ben hepsinden çok bunun altından ne çıkacağını merak ediyorum :)
  • Russell vampir güç sistemini değiştirmeye kararlı, bu kararını daha da ileri götürüp the Authority'nin arkasındaki vampiri değiştirecek. Ball onun için "Daha ilkel bir vampire dönüşecek." diyor. Onun bu planları Eric'e nasıl yansıyacak, onu hep birlikte göreceğiz.
Kısacası, vampirlerle aranız nasıl olursa olsun TV'de izlemeye değer güncel bir şey arıyorsanız True Blood'a göz atmanızı mutlaka tavsiye ederim. Sürekli genişleyen çok katmanlı öyküsü ve inanılmaz başarılı oyuncularıyla şu vampir furyasından çıkan en başarılı proje True Blood ve diğerlerinin önüne çıkmayı sonuna kadar hak ediyor.

3 yorum to “True Blood 3. Sezonuyla Küçük Ekranı Sallamaya Devam Ediyor”

  • 4.8.10
    ömer says:

    90'ların ortalarında interview with the vampire, blade serisi, angel, buffy the vampire slayer gibi yapımlar ile başladı sonra 5-6 sene boyunca tekrar o popüleriteyi kazandırıcak bir yapım ortaya çıkmadı. Beyaz perde de 2006'dan sonra 30 days of night, daybreakers, underworld serisi ve bu sayılanlar arasında en başarısız yapım sayılabilicek fakat popüleriteye en çok katkıda bulunan twilight serisi ile vampir popüleritesinde patlama yaşandı.
    True Blood'a gelince arkasında Six Feet Under gibi bir şaheserin yaratcısı olan Alan Ball var. Yani bu bile tek başına benim bu diziyi izlemem için yeterli olabilirdi. Derin karakter arka planları, araya sıkıştırılmış absürd karakterler ve tabiki en önemlisi sadece romantik ilişkilere odaklanılmaması, ufak bir yerleşkeden başlayıp giderek genişlemesi, arada mitolojik öğeler, sadece vampirler ile sınırlı kalmayıp sürekli değişik tiplerin ortaya çıkması, sadizm, absürd komedi, piskolojik çatışma, exorcist tarzı sevişme, dişlek peri... yok yok bu dizide

  • 5.8.10
    sibel says:

    blade serisini hala izlemedim ama izleyeceğim yakın zamanda mutlaka.

    true blood'ı bence diğerlerinden öne çıkaran en önemli özelliği o çeşitliliği ve kendine özgü garipliği zaten. hikayenin nereye gideceğini asla kestiremiyorsun.

    yorumun için de teşekkür ederim :)

  • 10.8.10
    Mert says:

    bu diziyi ilk bölümünden beri seyrediyorum ve bir takım laflar hazırladım;
    şimdi dizinin geçtiği kasaba allahın sktrettiği bi yer eyvallah, bi tane şerifi ve bi iki tane polisi var. ama iş öyle bi hal aldı ki, yöresinden yurdundan tamamen bağımsız kimselerin gidip gelemediği bir yer, izole bir kamp alanına döndü. 2. sezonun sonunda kıyamet koptu resmen, kimsenin umuru değil nan?! baya yaratıklar etrafta dolaştı, bütün kasabalı birbirini düdükledi, ayin ayağına türlü cinnet, bilumum rezalet yaşandı, e ben de şimdi federaller olmasa bile biriler gelip "gençler alkol aldık mı?" diye soracak diye bekledim ama 3. sezon bi başladı kimsede tık yok? olm bugün merhaba dediğin kadının dün ittirmedik yerini bırakmadın, bugün ne çabuk normale döndü herşey? hani soruşturma nerde? tutanakları kim tutyor? o kadar mı kerbelada yaşıyorsunuz? ben buna şiştim açık konuşayım. ha dizinin jeneriği gelmiş geçmiş en iyi jenerikler arasına kafadan girer o ayrı, hakkını verelim. bir de kullandıkları cinsellik düzeyi dönem dönem softporn seviyesine kadar yükseldi. izleyen erkek popülasyonunun oluşmasında bununda katkısı yadsınamaz. vampirlerin yakışıklı, dalyan gibi delikanlı olması geleneği de aynen devam ediyor maşallah. arada dev saçmalasalarda genede çıkarttıkları türlü icatlarla seyirciyi bağlıyorlar. önce zihin okuma ve vampir vardı, hemen sonra shapeshifter geldi, sonra iblisler demonlar çıktı, sonra sookie erdi ışık falan çıkarttı, şimdi bi baktık kurtadamlar geziniyor ve belli ki bu böyle gidecek. bi yerde artık iyice saçmalayacaklar diye bekliyorum ama gene de izlettiriyor meret.

 

BOLAHENK SOKAK Copyright © 2011 | Template design by O Pregador | Powered by Blogger Templates