littlemermaid etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
littlemermaid etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29.3.12

Ağlayan Kalp (Dicentra Spectabilis)

,
Mart ayına veda etmeden sizleri romantik bahçelerin göz alıcı çiçeklerinden Ağlayan Kalp ile tanıştırmak istedim. Sadece bu ayda dikebileceğiniz Ağlayan Kalp adından da anlaşıldığı gibi kalp şeklinde çiçekleri ve kalplerden damlıyormuş gibi uzanan taç yapraklarıyla oldukça hoş görünen bir bitkidir. Pembe, beyaz, sarı ve kırmızı renkli türleri olan Ağlayan Kalp çok yıllık otsu bitkiler grubuna dahildir.
İthal edilen türleri olduğu gibi yurdumuzda da yetişen türü “dicentra spec” bulunur. Mayıs ve Haziran aylarında çiçeklerini açan Ağlayan Kalp ne yazık ki havalar iyice ısınmaya başladığında bahar mevsimindeki canlılığını kaybetmeye başlar. Direk güneş alan yerlerden çok yarı gölge ortamlara dikilmesi tavsiye edilir. İster tohumdan ister kökünden bölerek çoğaltmak mümkündür. Kökünden bölmek bana çok daha kolay geliyor, eğer sizin de tercihiniz bu yönde olacaksa Mart ayında bu yöntemi kullanabilirsiniz.
Tohum tercih edecekseniz yapı marketlerden ve seralardan temin edebilir ya da mevcut çiçeğinizin çiçeklenme dönemi bittikten sonra çiçekten alınan tohumları kullanabilirsiniz.
Saksıda kolayca yetiştirebileceğiniz Ağlayan Kalp, tercihen bol humuslu ve geçirgen topraklarda çok daha mutlu olacaktır.

27.3.12

Bahçemin Yeni Misafirleri

,
Güzel bir balkon/bahçe keyfi için Mart ve Nisan aylarında yapılan hazırlıklar çok önemlidir. Bu ayda atılan temellerle yaz ve hatta sonbahar ayları boyunca balkonunuzda ya da bahçenizde rengârenk çiçekler içinde soğuk ve iç karartıcı geçen kış aylarının acısını çıkarabilirsiniz.
Uzun bir aradan sonra bahçe severlerin ilgisini çekebileceğini düşündüğüm bu yazımla bloğumuza geri dönmek çok keyifli. Umarım siz de Mart ve Nisan ayları boyunca bahçenizi baştan yaratmak için vereceğim önerileri yararlı bulur, yazımı severek okursunuz.
Her bitkinin tohum ekme ve dikme ayları farklılık gösterse de çoğunlukla bahçe severlerin en yoğun çalışmaları gereken ay Mart ve Nisan aylarıdır. Hal böyle olunca bu aylarda seralardan, çiçek ve tohum pazarlarından alınabilecek en güzel bitkilere hep beraber göz atalım. Odunsu, Otsu ve Çalı başlığı altında üç bölüme ayırdığım çiçekleri siz de kolayca bulabilir, isteğe göre vereceğim bilgiler doğrultusunda bahçenizde misafir edebilirsiniz.
Odunsu Çiçekler: Acemborusu, Beyaz Yasemin, Hanımeli
Otsu Çiçekler: Aslanağzı, Bahçe Vanilyası, Begonya, Çin Karanfili, Hatmi, Itır, Kala, Kasımpatı, Katırtırnağı, Glayöl, Küpe Çiçeği, Mercan Çiçeği, Petunya, Sardunya, Süsen, Şakayık, Turuncu Zambak, Yer Açelyası, Yıldız Çiçeği, Acı Bakla, Afrika Zambağı, Ağlayan Kalp, Bahar Yıldızı
Çiçekli Çalılar: Lavanta, Biberiye
Yukarda gördüğünüz üzere liste çok uzun olduğundan ben önceliği en sevdiklerime vermeyi planlıyorum, sizlerin de merak ettiği çiçekler varsa onları bana iletmeniz beni çok mutlu eder.

Benim her daim en favori balkon çiçeğim çok dayanıklı olduğundan Sardunya’dır. Sardunya yetiştirmek istiyorsanız daha önce yazmış olduğum yazıma göz atmanızı öneririm.
Hanımeli (Lonicera Caprifolium)
Bana babaannemin bahçesini hatırlatan, çok güzel kokulu Hanımeli çiçeği listemin ikinci sırasında yerini alıyor. Şubat ve Mart aylarında dikimini yapabileceğiniz Hanımelleri en çiçekli dönemlerini Temmuz ve Ağustos aylarında geçirirler. Mart ayının son günlerinde olmamız sebebiyle bu çiçeğin dikimini yapmak isteyenlerin ellerini çabuk tutmaları gerekmektedir.
Her cins toprağa ekilebilen Hanımelleri direk güneş gören veya yarı gölgelik alanlara ekilebilir. Pembe, beyaz ve sarı renklerde çan şeklinde çiçekler açan hanımelleri çok hoş kokulu ve yenilebilen nektar üretmeleriyle de bilinirler. Portakal çiçeğini andıran bu güzel bitkiyi tırmanıcı özelliği sebebiyle bahçe girişlerine, pergola ve duvar üzerlerini kaplayabilecek şekilde dikmek güzel bir görüntü verir.
Tohumla üretimi zor olduğundan, çelikle üretimi tercih etmeniz daha iyi sonuç verecektir. Bunun için genç fideleri seçip, gerektiğinde ölü saplarını temizleyerek bakımını yapabilirsiniz.
Soğuğa dayanıklı bir bitkidir. Çok sıcak havalarda böceklenme görülebilir, bu gibi durumlarda sabah ve akşam bir pompa yardımıyla sabunlu su püskürtmek işe yarayacaktır. Çoğu bitki gibi akşamüstü, gölgeli ortamlarda sulanması tavsiye edilir.
Aslanağzı (Antirrhinum)
Arsız bitkilerden hoşlanıyorsanız Aslanağızlarını çok seveceksiniz. :) Eylül ve Mart aylarında tohumla üretilen Aslanağzını bahçenize kolayca ekebilir sonra yaz boyunca arsızca çoğalıp renk renk çiçekler vermesini seyredebilirsiniz. Aslanağzı gibi tohumdan üretilen bitkiler kolayca Koçtaş ve Bauhaus gibi yapı marketlerde bulunabilir.
Otsu bir bitki olan Aslanağzı yıllık, iki yıllık gibi farklı ömürlü türlere sahip olduğundan tohumları alırken bu konuda bilgi edinmenizde fayda var. Kırmızı, sarı, mor, pembe gibi bir sürü güzel renkte açan bu hoş kokulu çiçek özellikle toplu halde ekildiğinde oldukça zengin bir görüntü verir. Uzun boylu olan türü bahçelerde, kısa boylu olan türü balkonlarda tercih edilmelidir.
Güneşli havayı seven Aslanağzı tercihen geçirgen, kireçli ve kumlu topraklarda daha sağlıklı olacaktır. Yaz aylarında toprağın bir iki sefer gübrelenmesi daha büyük ve kokulu çiçek açmalarını sağlayacaktır.
Biberiye (Rosmarinus Officinalis)
Bu yazımın kapanışını çok çok sevdiğim Biberiyeyle yapmak istiyorum. Güzel kokusu, dört mevsim koruduğu yeşilliği ve özellikle et yemeklerimin vazgeçilmez aroması olduğu için bir ömür balkonumda yerini koruyacak bir bitki Biberiye. Egelilerin hem yemeklerde hem de bahçe kenarlarını çevrelemek için sıkça kullandıkları bu ucuz süs bitkisi, pek çok sosyetik için küçük paketlerde 5-6 TL verilerek satın alınan bir tür baharat. Aslında küçük paketine o kadar para vermek yerine balkonda bir saksı içinde dört mevsim yetiştirmek, kopartıp kopartıp yemeklerde taptaze kullanmak çok daha kolay.
Budanmadan bırakıldığında boyu 1-2 metreye kadar uzanan bir çalı türü olarak da bilinen Biberiye, Haziran ve Temmuz aylarında açtığı küçük mavi çiçekleriyle çok da sevimlidir. Bitkiden budanan genç sürgünlerin Şubat ve Mart aylarında toprağa daldırılmasıyla üretimi yapılır. Bu genç sürgünler çok bol olmamak kaydıyla düzenli sulandığında hemen tutacaktır.
Kış soğuklarına karşı dayanıklı bir bitki olan Biberiye sağlığa da oldukça faydalıdır. Taze olarak tüketilebileceği gibi birçok aktarda masaj yağı olarak bulmak da mümkün.
*Kan dolaşımını hızlandırır. Kılcal damarları açar.
*Karaciğeri tedavi eden bitkilerin başında gelir.
*Biberiye yağı, kanser tümörlerinin ve vücuttaki yağ bezelerinin zamanla eriyerek kaybolmasını sağlar.
*Yoğun aromasıyla sinirleri uyarır ve güçlendirir.
*Mide ve bağırsakları uyarır. Böylece sindirime (özellikle yağlı yiyecek yendiğinde) yardımcı olur.
*Hazımsızlıktan oluşan gazları söktürür.
*Safra salgısını artırır.
*İdrar söktürücüdür.
*Kadınlarda aybaşını düzene sokar. Gecikmeleri önler. İyi bir adet söktürücüdür.
*Etkili bir toniktir.
*Kas ağrılarını hafifletir.
*Romatizma ağrılarını azaltır.
*Burkulma ve eziklerde iyileştiricidir.
*Saç diplerindeki bezleri uyarır. Erken saç dökülmelerini önler

21.2.11

Kaş ve kirpik bakımı & makyaj ürünleri-2

,

Kaş ve kirpik bakımında etkili olduğunu düşündüğüm birkaç kozmetik ürünü ve destekleyici makyaj malzemelerini yazımın birinci bölümünde sizlerle paylaşmıştım. Yazımın ikinci bölümü, artık sonu gelmeyen kozmetik ürünlerden sıkılan ve doğal ürünleri tercih edenlere yönelik bakım yağları ve bu doğal yağları içeren hazır bakım kürlerini içeriyor.
Şifayı yapay ürünlerde arama modası artık yerini aktarlara ve doğal kozmetik uzmanlarına bıraktı. Birçok dergi, gazete ve televizyon programında adından sıkça söz ettiren ve özellikle kaş ve kirpik bakımında etkili olduğu bilinen yağları ve etkilerini aşağıdaki listede bulabilirsiniz.
Hint yağı: Hint Yağı yüzyıllardır saç ve kirpik bakımında kullanılan etkili bir bakım ürünüdür. Özellikle kirpiklerin güçlenmesini ve uzamasını sağlar. Aynı zamanda kirpikleri kalınlaştırma etkisi de vardır.
Buğday yağı: Antioksidan özelliği olan bu yağ, UV ışınlarını filtreleme özelliği sayesinde kirpikleri ve kaşları güneşin zararlı etkilerinden korur. Güneş ışınları altında sararmalarını önler.
Fındık yağı: Dik ve şekilsiz kirpikleri yumuşatır, biçimlendirir. Ayrıca yıpranmış, şeklini kaybetmiş kirpikleri onarır, düzgün ve kıvrık görünmelerini sağlar.
Tatlı badem yağı: Kirpikler için hem en çok kullanılan hem de en çok bilinen bitki yağıdır. Mineral yönünden çok zengin olan badem yağı, kirpikleri besler ve parlatır.
Kayısı çekirdeği yağı: Kayısı çekirdek yağı göz çevresi tarafından kolaylıkla emilen etkili bir bakım ürünüdür. Özellikle gözaltı morluklarını tedavi etmede ve kaşları nemlendirip besleme de etkilidir.
Susam yağı: Kaş altındaki derinin nemlenmesini, kaşların yumuşayarak şekillenmesini sağlar. Ağrı giderme amaçlı masaj yağı olarak da kullanılmaktadır. Kaşlara uygulanması bu bölgede oluşan baş ağrılarını azaltmaya yardımcı olur.
Çörek otu yağı: Antiseptik özelliği sayesinde kaşları korur. Derideki kan dolaşımını arttıracağından kaşları besler ve daha canlı görünmesini sağlar.
Jojoba yağı: Kaş yapısını güçlendirir ve korur. Ayrıca daha parlak ve sağlıklı bir görünüme kavuşturur.
Isırgan otu yağı: Kan dolaşımını hızlandırma özelliğiyle hücrelerin yenilenmesini sağlar. Kaşları yeniler ve daha güçlü hale gelmelerini sağlar.
E vitamini: Antioksidan özelliği ile kaşları, güneş, deniz, kum, cilt toksinleri gibi dış etkenlerden ve yıpranmalardan korur, besler ve gürleştirir. Kaşların en çok ihtiyaç duyduğu vitamin olduğu söylenir.
*Ben Karden marka bitki yağlarını kullanıyorum, fiyatları yağların elde edildiği bitkilerin değerlerine göre 5-10 TL arasında değişiyor.
**Söz konusu bakım yağları olduğunda alerji tehlikesine karşı tetikte olmak gerektiğini unutmayın!

Kaş ve kirpik dökülmesini önleyen doğal tarif
- 1 tatlı kaşığı vazelin
- 1 tatlı kaşığı badem yağı
- 1 tatlı kaşığı lanolin
Yapılışı: Malzemeleri benmari usulü (direk ateş üzerine koymadan, kaynayan bir suya koyacağınız bir başka kap içinde) ısıtın ve her gün kaş ve kirpiklerinize sürün. (Güzellik uzmanı Suna Dumankaya’nın kitabından alınmıştır.)

Bitki bilimi ve doğal bakım kürleri denildiğinde benim aklıma ilk gelen isim Suna Dumankaya’dır. Birçok aylık dergi ve gazetede, kadın, güzellik ve sağlık konulu televizyon programında sizde mutlaka bu ismi görmüş ya da okumuşsunuzdur. Türkiye'nin ilk lokman hekimi Fatma Öktem'in torunu olarak da bilinen Suna Dumankaya, geçmişten bugüne taşıdığı bilgi birikimiyle çeşitli cilt sorunlarını çözme konusunda hazırladığı bakım formüllerini hem kitaplarında hem de çeşitli kitle iletişim araçları ile bitki bilimine ilgi duyanlarla paylaşır.

Suna Dumankaya’nın Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nde, SD Doğal Kozmetik Ürünleri adı altında ürettiği bakım kremlerini İstanbul Bağdat Caddesi üzerinde yer alan mağazasında ya da internet sitesinde inceleyebilirsiniz. SD Doğal Kozmetiğin ürün yelpazesinde her cilt tipine uygun temizleme ve bakım kremlerinden anti-aging ürünlere, günün stresinden arınmayı kolaylaştırıcı ve anti selülit etkili masaj yağlarından, akne önleyicilere, kaş-kirpik kremlerine, hassas cilt serisi ve lekeli cilt serisi gibi farklı ihtiyaçlara özel bakım ve tedavi ürünlerini bulabilirsiniz.

**Meslek Sırlarım, Mucize Formüller ve Amazonlardan Anadolu’ya Astroloji ile Gelen Doğal Sağlık ve Güzellik adlarında yayınlanmış üç kitabı vardır. Halen Habertürk gazetesinde yazmaktadır.

Suna Dumankaya Kaş Kirpik Kremi
(30 ml/30 TL)
• Kaş ve kirpikleriniz için besleyici bakım kremidir.
• Yumuşatıcı ve besleyici formülü ile kıl kökünü besleyerek kıl çıkışını hızlandırır, kalınlık ve uzunluk sağlar.
Kullanım Şekli: Göz çevrenizi iyice temizledikten sonra hafif masaj yaparak kaş ve kirpiklerinize yeterli miktarda sürünüz.
Kremin formülünde yer alan aktif maddeler:
Badem yağı: Kıl köklerinin yağlanmasında ve beslenmesinde kullanılır.
Niacinamide, calcium pantothenate, sodium ascorbyl phosphate, tocopheryl acetate, pyridoxine HCI, maltodextrin, amylodextrin, silica karışımı: Deriden kılların daha güçlü çıkmasını sağlar.
Bağdat Cad. Dirlik Apt. No:281 B Blok D:11 Caddebostan – İstanbul 0216 478 49 45- 46
www.sunadumankaya.com.tr


Aktarlarda ve bazı güzellik merkezlerinde karşınıza çıkabilecek bir başka ürün de Blue Ocean marka, Kaş ve Kirpikleri Yeniden Yapılandırmaya Yarayan Bakım Yağı. İçeriğinde yer alan Hint, buğday, fındık ve tatlı badem yağları ile kaş ve kirpik bakımında etkili doğal bir ürün. Kendi karışımınızı hazırlamak yerine bu ürünü hazır olduğu ve kullanışlı fırçaları yüzünden tercih edebilirsiniz. Çift yönlü kullanım tüpleri ile hem kaşa hem kirpiklere bakım yapan farklı karışımlara ve uygulama fırçalarına sahip olan ürünün günde 1 defa yatmadan kullanılması öneriliyor. Özellikle kaşlara masaj yapılarak yedirilmeli, gözle teması önlenmelidir. 25 TL.

**Göz makyajını sert bir şekilde temizleyen ve daha kötüsü temizlemeden yatan kişilerin kirpik kayıplarını daha fazla yaşadıklarını unutmayın!

14.12.10

Cacao et Chocolat, Paris

,
Çikolata tutkunları için Paris sokakları keşfedilmeyi bekleyen eşsiz bir hazinedir. Hemen hemen her köşe başında çekici pastane, fırın ve çikolatacılar sadece lezzetleriyle değil vitrinleri ve süslü paketleriyle insanın aklını başından alır.
Sen Nehri üzerinde birbirine St-Louis köprüsü ile bağlı iki küçük ada olan İle de la Cite ve İle St-Louis, Paris’in en büyüleyici pitoresk manzarasını sunar. Bu manzarayı özellikle kış günlerinde kuru kuru seyretmek istemeyenlere önerim yanlarına St-Louis adası üzerinde bulunan Cacao et Chocolat’tan sıcak çikolata almaları.

İçeriye doluşan kalabalık sayesinde kolayca seçebileceğiniz bu küçük çikolatacıda, çikolata üzerine aradığınız her şeyi bulabilirsiniz. Burayı diğer benzer çikolata dükkânlarından ayıran, aldığınız ürün hakkında her türlü bilginin size sunuluyor olması. Fotoğrafta da görüldüğü gibi, alacağınız çikolatanın hangi bölgede yetiştirilmiş kakao çekirdekleri kullanılarak yapıldığını ve içinde hangi aromaların hangi oranlarda kullanıldığını öğrenebiliyorsunuz. Çeşitlerin saymakla bitmeyeceği çikolatacıda fındıklı fıstıklı barlardan kakao oranı yüzde 90’a ulaşan bitter çikolatalara, şekerlemelerden meyveli ürünlere kadar her çeşitte çikolata bulunuyor.





Cacao et Chocolat, kestane gibi mevsimin öne çıkan ürünleriyle hazırladığı çikolata çeşitlerini de çikolata severlerle paylaşarak farklı tatlar peşinde olanları memnun etmeyi başarıyor.
63 rue Saint Louis en L’İle – 75004 Paris
Tel. 01 46 33 33 33
www.cacaoetchocolat.com

*Kakaonun çikolataya dönüşümü 1800’lerin sonlarına doğru, ilk olarak İsviçre’de gerçekleşir.
*Çikolatayı güzel yapan tatlandırılırken kullanılan meyve ve baharat gibi aromalar değil çikolatanın özünü oluşturan kakaonun iyi seçilmesidir.

Le Salon de Chocolat/ Çikolata Festivali
Paris’i gezip üzerine bir şeyler okudukça daha çok seviyor insan. Bu yazıyı hazırlarken bir hafta süreyle kaçırdığımı öğrendiğim çikolata festivali bende büyük hayal kırıklığı yarattı. Bir uyaran olsa kaçırmazdım diye düşünerek bu günahkâr festival hakkında biraz bilgi vermek istedim. Her sene 28 Ekim-1 Kasım tarihleri arasında düzenlenen Le Salon de Chocolat çikolata severlerin hayallerini süsleyecek cinste büyük bir etkinlik. Louvre müzesinin hemen altında yer alan bir kongre merkezinde düzenlenen festivalde, ünlü şeflerin hazırladıkları pastaları ve sunumlarını görebilir, çikolata sektöründe dünyanın önde gelen markaların birbirinden renkli stantlarını gezip ücretsiz ve sınırsız (en büyük hayal kırıklığını burada yaşadım) tadım yapma imkânı bulabilirsiniz.

Festival kapsamında düzenlenen sergiler en az tadımlar kadar dikkat çekici. Özellikle çikolata tarihinin anlatıldığı ve çikolatadan yapılan heykellerin sergilendiği bölümler, çikolata ve çikolatalı tatlı tarif kitap tanıtımları oldukça ilgi görüyor. Sıcak çikolata yapımında kullanılan antika demlik koleksiyonları da benim gibi eskiciler için mutlaka görülmesi gereken sergiler arasında. Ayrıca çikolatadan yapılmış elbiselerin canlı mankenler üzerinde sergilendiği defileler de moda severlerin ilgisini çekebilir. Festivalde küçük misafirler de unutulmamış ve onlar için çikolata makyajı gibi lezzetli pek çok aktivite düşünülmüş.
*Daha fazla bilgi edinmek ve geçmiş yıllara ait resimleri incelemek için www.salon-du-chocolat.fr adresini ziyaret edebilirsiniz.

Çikolata Sözlüğü
Kakao yağı: Kakao çekirdekleri ezilerek kakao hamuruna dönüştürüldükten sonra, yağı ve içinde tortular olan bir birleşime ayrıştırılır. Bu bileşim daha sonra kakao tozuna dönüştürülür. Kakao yağı çikolataya eşsiz erime özelliğini veren şeydir.
Kuvertür çikolata: Kakao yağı yerine hidrojenle doyurulmuş yağ ihtiva eder. Yüzde 46 kakao, kakao yağı ve şeker içeren bu çikolata, kalıplar halinde satılır ve daha çok süslemede kullanılır.
Bitter çikolata: Kakao oranı en az yüzde 30, en çok yüzde 99 olan bitter çikolatanın kalitesi, yapıldığı kakaoya bağlı olarak değişir. Genellikle içindeki aromalara göre fiyatlandırılır.
Dökme çikolata: Kullanımı kolay ve tüketime yönelik yapılan dökme çikolataların içi genellikle daha yumuşak çikolatayla doldurulur.
Ganache: Paris’te bir pastanede tesadüfen keşfedilen ganache, bir çeşit çikolata kremasıdır. Akışkan kıvamıyla, kremalı tatlılarda ve pastalarda sıkça kullanılır.
Lesitin: Soyadan elde edilen lesitin, yağı parçalama gücü olan doğal bir enzimdir. Lesitin, kakao yağı oranı düşük olan çikolatalara akışkan bir kıvam ve dolgunluk verir.
Sütlü çikolata: En az yüzde 31 oranında kakao içeren sütlü çikolata, süt özü ve süt kaymağı içerir. Günümüzde daha çok bol kakao ve az şeker içeren sütlü çikolatalar tüketiliyor.
Pralin: Tesadüfen keşfedilen çikolatalardan biri de pralin. 1671’de, komiden istediği bir kase badem yere düşünce, üzerine karamelize olmuş şekeri döken ve harika olduğunu düşündüğü bu karışımı Plessis-Praslin adlı düke ikram eden bir şefin hikayesi anlatılır. Bu olaydan sonra, Dük’ün çok beğendiği bu şekerleme praslin ve sonra da pralin olarak anılır.
Erimiş çikolata: Kaynar suyun üzerine bir başka metal ya da porselen kap koyarak, çikolatayı buharda (benmari usulü) eritme yöntemiyle hazırlanır. Erimiş çikolataya genellikle bir parça tereyağı eklenerek tatlandırılır.
Beyaz çikolata: En az yüzde 30 kakao yağı içeren ve geri kalanı süt, şeker ve vanilyadan oluşan, kakaosuz çikolatadır. İyi bir beyaz çikolata, kremamsı, süt tadında, hafif meyveli ve bal aromalı olmalıdır.
Çikolata bar: Genellikle kare ve dikdörtgen şeklinde olan barlar, fıstık ve daha çok fındıkla, bitter ve sütlü çikolata karıştırılarak yapılır.

*Yazıda ‘Çikolata sözlüğü’ başlığı altında geçen bölüm, Food and Travel dergisi/ 2008 Aralık sayısından alınmıştır.

1.12.10

Léon de Bruxelles, Paris

,
Gösterişli vitrinleri, alışveriş yapmaya ve aynı zamanda boy göstermeye gelen çok sayıda ziyaretçisi ile Champs - Élysées, Paris’in en ünlü caddelerinden biridir. Her şey bu kadar ışıltılı olduğunda insan bir restorana girip yemek yemeğe çekinebiliyor. Léon de Bruxelles, bu önyargıyı kırabilecek harika bir restaurant. Paris’in en güzel yanı her restoranda kapı önüne menü konulma zorunluluğu, bu sayede ne kadar ödeme yapacağınızı daha önceden kestirme şansınız oluyor.
Uzaktan bakıldığında ufak tefek görünen Léon, içeri adım atar atmaz uzayan geniş alanı ve her saat başı daha da kalabalıklaşan kuyruğuyla sizi şaşırtabilir. Buraya bu kadar insanı çeken tartışmasız restoranın ünlü midye spesiyaliteleri. En başta benim gibi önyargılı olup kabuklu deniz hayvanlarından hoşlanmayanlar buradan iki porsiyon üst üste Moules Mariniéres (sarımsaklı şarap sosunda pişen midyeler) yiyerek ayrılabiliyorlar. :)

Yurtdışına çıkıldığında yemek konusunda önyargıları biraz olsun geride bırakmakta fayda var çünkü gerçekten akıl almaz lezzetlerle karşılaşabiliyor insan. Menüyü elime ilk aldığımda tutucu davranıp resimde gördüğünüz keçi peynirli salata (10 €) siparişi verdim, erkek arkadaşım sümüklü böcekten horoza kadar akla gelen her şeyi yiyebildiğinden gözüne yan masada çekici gelen Les Moules Méridionales (sarımsaklı-fesleğenli sosta pişirilen, üzerine domates sosu ve peynir ilave edilerek servis edilen midyeler) siparişi verdi.
Benim siparişim çok önemli değil de, onunkinde ayrıca sınırsız patates kızartması vardı ki bu bence söz konusu baharatlı kızarmış patatesse gerçekten ahlaksız bir teklif. Bu güzel ikiliyi tamamlamak için bir de buz gibi bira (5.10 €) sipariş etti. Uzun süre sadece seyretmekle yetinip salatayla kendimi kandırmaya çalıştıysam da başarılı olamadım. Önce o güzelim sarımsaklı sosa bir parça ekmek batırdım, baktım kesmiyor bir parça bol kaşarlı midyeyi mideme indiriverdim. Gerçekten enfesti. Bir şube de Türkiye'de açsak nasıl olur diye bile düşündük. :) Sonra baktık olmayacak bir porsiyon daha sipariş ettik ve öğrendik ki ikinci tabağı 13 € yerine 3 € farkla yiyebiliyormuşuz.
Üçüncü porsiyonu sipariş etmeyi düşünmedik sanmayın ama gerçekten çatlayacak kadar doymuştuk. Ben bu arada gene açgözlülükle yan masaları yoklamaya uzunca bir süre devam ettim. Yemeğin ve sınırsız patatese saldırmamızın ardından sıcak bir çay içip Léon’la vedalaşmaya karar verdik. Niye tatlı yemediğimizi soracak olursanız daha sonra Champs – Élysées’de bulunan Ladurée macaronlarına kendimizi sakladığımızı söyleyebilirim. Ladurée de neymiş diyenler için bu konuya daha sonra tekrar döneceğimi ayrıca belirteyim. Unutmadan çıkarken 50 € gibi bir para ödedik. Aslına sorarsanız salata siparişi saçmaydı siz daha akıllıca seçimler yapıp daha uygun fiyatlarla geceyi kapatabilirsiniz.



63 AV DES Champs Elysées
75008 PARIS
Tél: 01 42 25 96 16
www.leon-de-bruxelles.fr

29.11.10

Sonbaharla aşk yaşayan şehir Paris -1

,
İki sene önce gittiğimde Paris’i hiç sevmemiştim. Bunun sebebi, yılbaşı tatili kalabalığından mı yoksa yağmurdan su çeken havai fişeklerin Eiffel üzerinde patlatılamamasından doğan düş kırıklığı mıydı bilemiyorum. Tüm önyargılarıma ve hatta ilk gün yemek yediğimiz restoranda 7 Türk çift olmasına rağmen :) bu sefer bambaşka güzellikte bir şehir karşıladı beni. Ben anladım ki Paris’e en çok yakışan renk sonbaharmış ve tadı en çok sevgiliyle çıkıyormuş.
Bahçeleriyle ünlü Paris, sonbaharın en güzel ayı Kasım ile kendini sarılı kahverengili yaprak örtüsü altına almıştı. Hava sevgiliye sokularak yürümeye bahane olacak kadar soğuk ama tatilin keyfini rahatça çıkartabilecek kadar sıcaktı.
Kentin 15 km güneyindeki Orly havaalanına iner inmez ilk işimiz havaalanındaki turizm danışma bürosunu bulmak oldu ve kendimize bir hafta boyunca gerekli olabilecek tüm broşürleri, Paris Museum Pass ve Disneyland giriş kartlarını, Air France otobüsleri (bizde ki Havaş gibi) ile şehir merkezine ulaşım biletlerimizi aldık. Üzülerek belirtmem gereken bir şey var ki o da Paris’in çok pahalı olduğu, şöyle ki sadece havaalanında tüm bu aldıklarımıza 222 € bayıldık.
Disneyland (2 park giriş, günlük) 61 €, bu biletimizi havaalanından aldığımız için indirimli fiyattı.




Museum Pass için üç alternatif mevcuttu, biz 2 günlük olanı seçtik, fiyatı kişi başı 32 €. Museum Pass’in 4 ve 6 günlük olanları da bulunuyor; fiyatları 48 ve 64 €. Kartın yanında bir de hangi müzelerde geçtiğini gösteren broşür almayı unutmayın! Biletin süresi ilk müze ziyaretinizde üzerine basılan tarih itibariyle başlayıp takip eden günlerde doluyor. Bu yüzden müzelerin yerlerini önceden belirleyip süreyi akıllıca kullanmak çok önemli. Eğer sizde ayaklarınıza güveniyorsanız en önemli müzeleri bizim gibi iki güne sığdırabilirsiniz.
**Louvre ve Versailles Sarayı’nı ne yazık ki bu sürenin dışında hesaplamanız gerekiyor çünkü hakkını vererek gezmek için her birine bir tam gün ayırmak gerekiyor.

Air France otobüsleriyle 30 dakikada şehir merkezine ulaşabiliyorsunuz. Tabi kalacağınız yerin hangi bölgede bulunduğu da önemli çünkü Air France sadece Les Invalides ve Gare Montparnasse’de duruyor. Tek yön kişi başı 11, gidiş-dönüş 18 €.

***Bizim otelimiz Les Invalides’e 10 dakika yürüyüş mesafesinde olduğundan bu otobüsleri tercih ettik. Siz isterseniz Paris’in geniş metro ağından yararlanabilir, taksiyle (30-40 € civarı), otobüsle ya da trenle şehre ulaşabilirsiniz. Havaalanından Disneyland bölgesine gitmek isteyenler, özel otobüsler için turizm danışmadan bilgi ve bilet alabilirler.

Hotel de Latour-Maubourg
Yurtdışı seyahatlerinde konaklama masrafı tatile ayrılan bütçeyi büyük ölçüde etkiler. Bu yüzden temiz, şehir merkezine yakın, kaliteli bir yer bulmak her zaman mümkün olmuyor. Biz seyahatlerimizde iyi araştırma ve erken rezervasyon sayesinde oldukça güzel otellerde konaklama şansına sahip olabiliyoruz. Kurban bayramı tatilinde 6 gece severek konakladığımız Hotel de Latour-Maubourg’u bu anlamda herkese gönül rahatlığıyla tavsiye edebilirim. Odaları küçük ama sevimli olan otelin oda servisi her gün düzenli olarak temizlik ve havlu değişimi yapıyor. Önceden belirttiğiniz takdirde odanıza gazete ve kahvaltı servisi de ücretsiz olarak yapılıyor. Otelin her noktasında çeken wireless benim hayatımı pek değiştirmese de erkek arkadaşım için otelin en güzel özelliklerinden biri oldu.



Hotel de Latour-Maubourg’un konumu tek kelimeyle süper çünkü dışarı adım atar atmaz Eiffel’i görebiliyorsunuz, civarda çok güzel kafeler var, antika pazarı kuruluyor ve üstelik hemen karşınızda otelle aynı adı taşıyan bir metro durağı bulunuyor. 17 odayla hizmet veren otelin resimde gördüğünüz odasında kaldık, kahvaltı dâhil konaklama fiyatı tek gece çift kişi 200 €’du. İlk fırsatta kulağa pahalı geliyor olsa da Paris’in çok pahalı olduğu ve otelin konumu düşünülürse bunun oldukça uygun bir fiyat olduğunu söyleyebilirim.




Otelde açık büfe kahvaltı servisi saat 7 ile 11 arasında veriliyor. Paris’te yumurta günün her saatinde keyifle yeniyor olsa da geleneksel Fransız kahvaltısı daha çok Croissants (yarımay şekilli hamur işi), Pains au Chocolat (içi çikolata doldurulmuş hamur işi), taze kahve, reçel ve portakal suyundan oluşur. Otellerde sunulan kahvaltılarda bu gelenek yavaş yavaş değişmeye ve meşhur ekmek Baguette’in (bu uzun baston ekmek özellikle sandviç yapmak ya da tereyağıyla yemek için ideal) yanına inek, koyun ve keçi sütünden yapılan Brie ve Camambert gibi yumuşak peynir (Fromage) çeşitleri, soğuk et tabakları ilave edilmeye başlamış. Ayrıca Paris’in ters döndürülerek servis edilen spesiyal tartı Tarte Tatin’i de kahvaltı servislerinde, açık büfelerde görebilirsiniz.


Croissant
&
Pains au Chocolat






Brie de Meaux
&
Camembert





Elmalı Tarte Tatin

*Otelde kahvaltıya para vermek istemeyenler hoş bir alternatif olarak kafelerde kahve-çörek geleneğini sürdürebilirler.
Hotel de Latour – Maubourg
150, Rue de Grenelle – 75007 Paris
Telephone. 01 47 05 16 16
www.latourmaubourg.com

Paris’te ulaşım
Paris’te toplu taşıma araçlarıyla ulaşım çok kolay ancak iş çıkış saatlerinde yoğunluk sebebiyle metrolar çok kalabalık olabiliyor ve bu yüzden sık sık gecikmeler yaşanabiliyor. Havaalanı dahil şehrin her bölgesine ulaşmak için metro kullanabilirsiniz. Bütün metro istasyonlarında bilet makineleri mevcut. Tercihinize göre tek ve indirimli onluk biletleri (carnet) bu makinelerden satın alabilir ve bir saat içinde istediğiniz kadar hat değiştirebilirsiniz. Ayrıca tercih edilen bölgeleri kapsayan Mobilis ve haftalık veya aylık olarak satılan Carte Orange hakkında turizm danışma bürolarından bilgi alabilirsiniz. Biz onluk biletlerden aldık ve çok kullanışlı olduklarını söyleyebilirim.

*** Yazının ikinci bölümü Paris'in görülmesi gereken yerleri ve kentin dışında yer alan Disneyland park üzerine olacak, üçüncü bölümde ise gezdiğimiz müzeler hakkında ayrıntılı bilgi vermeyi planlıyorum.
 

BOLAHENK SOKAK Copyright © 2011 | Template design by O Pregador | Powered by Blogger Templates