cangençlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cangençlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16.7.10

savaş çağı umut çağı: bir yirmi yaş güncesi

,

şu yazımda cangençlik'in ilk kitabı yayınlandığında onun hakkında bir yazı yazacağımdan bahsetmiştim. işte bu yazıyı, oya baydar'ın "savaş çağı umut çağı" üzerine yazıyorum.

üniversitede okurken sıkça tartıştığımız konulardan biri, bir metni ele alırken metnin yazıldığı dönemin koşullarını, yazarla ilgili kişisel bilgileri göz önüne almak gerekir mi, yoksa metni tek başına, diğer her tür bağlantıdan bağımsız bir bütün olarak değerlendirmek daha mı doğrudur ("yeni eleştiri"yi destekleyenlerin yaptığı gibi) meselesiydi. "savaş çağı umut çağı" hem türkiye'de gençlerin ciddi anlamda politize olduğu bir dönemi ele aldığı, hem de "bir yirmi yaş güncesi" alt başlığından da anlaşılabileceği gibi 20'li yaşların başında bir yazarın yine aynı yaşlarda genç bir kızın hayatını anlattığı bir roman olması açısından, dönemin koşullarını ve yazarın kendisini göz ardı ederek değerlendirilmeyi neredeyse imkansız kılıyor.

annem ve babam "savaş çağı umut çağı"ndan bir sonraki üniversiteli kuşağın politik ortamında aktif olmuş insanlar olsalar da, gençlik anılarından hiç bahsetmezler. nedendir bilinmez, ben de hep anlatsınlar isterim, o günleri bizzat yaşamış, sokaklara dökülen kalabalıkların içinde yer almış insanların ağzından dinlemek isterim, ama bugüne kadar ağızlarından çok az şey alabildim. "savaş çağı umut çağı" bu açıdan çok çok önemli bir kitap bir defa. 60'lı yılların gençliğinin yaşadıklarını, ikilemlerini, çatışmalarını o dönemi yaşamış birinin, tam da o günlerde yazmış olması çok farklı bir bakış açısı getiriyor önümüze. kitabın ana karakteri (adı kitap boyunca hiç geçmiyor) farklı arka planlardan gelen arkadaşlarıyla ilişkilerini, annesiyle yaşadığı kuşak çatışmalarını, aşka ve cinselliğe bakışını, özgürlüğe düşkünlüğünü ve inanç-inançsızlık arasındaki gitgellerini tamamen kişisel bir bakışla anlatırken, dönemin politik ortamına "insancıl" bir boyut getiriyor. bu sayede, o yılları, dönemin ruhunu belki de en iyi yansıtabilecek genç bir kızın gözünden görme imkanı sağlıyor. "savaş çağı umut çağı"nı sevmemin en büyük sebebi bu; bugüne kadar okuduğum, 60'lı yılları anlatan kitapların tümü politik bir kaygıyla yazılmış, bir görüşü aşılamaya çalışan, ve bu açıdan son derece genelleyici, "bağıran" kitaplardı. "savaş çağı umut çağı"nın böyle bir derdi yok, bu nedenle de o yıllarda yazılmış kitapların çoğundan ayrı bir yerde duruyor.


"savaş çağı umut çağı"nı yukarıda bahsettiğim tüm bağlantılardan bağımsız değerlendirmek istemememin bir sebebi de kitabın 20'li yaşların başındaki bir yazar tarafından yazılmış olmasının getirdiği bazı acemilikleri barındırıyor olması. örneğin, yazarın bazı meselelerin çok üzerine gittiğini ve anlatının her adımında bunları tekrarladığını fark etmemek mümkün değil. ayrıca, ana karakterin inançsızlığı ve özgürleşme arzusu, her ne kadar kitabın temel öğelerinden olsa da, devamlı tekrarlandığı için ve okuru biraz yoran bir mevzuya dönüşüyor. ana karakterin annesiyle sürekli tartışması, gençlerin kendilerinden bir önceki kuşakla çatışması temasının da sıklıkla vurgulanmasına yol açıyor ve bu tekrarlarda yazar, anne-babalarla çocukların ilişkilerine, jenerasyonlar arası farklara ve bu nedenle ortaya çıkan problemlere dair genellemelere düşmekten kaçınamıyor.
özellikle birinci bölümdeki "babalarımız: hep haklı olduklarına inandığımız kişiler" (sayfa 22) şeklindeki genelleyici cümleler metnin akıcılığını bozan öğeler olarak karşımıza çıkıyor.

elbette, romanın yazıldığı dönemin edebiyat ortamı ve yazarın kitabı genç yaşta kaleme almış olması göz önüne alındığında kitapta bu tür aksaklıklar olması doğal karşılanabilir.


buna karşılık oya baydar, hikayesini anlatmak için seçtiği yolu deneyimli yazarlara taş çıkaracak kadar ustalıklı bir şekilde kullanıyor. evle ilgili sorunlardan okuldaki meselelere, ardından mehmet'le ilişkilerine, oradan da sevgi'nin sorunlarına geçerken okuru hiç rahatsız etmeyecek bir akışkanlıkla sürdürüyor anlatımı. kitabın beş bölümü farklı zamanları, mekanları ve karakterleri barındırıyor fakat yazar anlatımı oradan oraya atlıyormuş gibi gözükmeden ya da bilinç akışındaki gibi karmaşıklaşmadan sürdürmeyi başarıyor.


sonuç olarak, "savaş çağı umut çağı" yalnızca genç okurların değil, 60'lı yılları gençlerin gözünden görmek isteyen herkesin sıkılmadan okuyabileceği bir roman. cangençlik'in ilk kitap olarak "savaş çağı umut çağı"nı seçmiş olması da bence çok doğru bir tercih olmuş. bu arada "savaş çağı umut çağı" gördüğüm en çarpıcı kitap adlarından biri olabilir, onu da söylemeden edemeyeceğim.


cangençlik'in bundan sonraki eylemlerini merak ediyorsanız şuraya bakmanızı da öneririm.


bir sonraki edebiyat yazımda cortazar'ın "ayakizlerinde adımlar"ından bahsedeceğim.

18.6.10

yeni bir yayınevi mi?

,


*bir sonraki yazım "sessiz ev" üzerine olacak demiştim, ancak beni çok heyecanlandıran bu proje genel hatlarıyla netleşince önceliği bu konuya vermek istedim. bundan sonraki yazım "sessiz ev" hakkında olacak, söz.*

gençlik edebiyatı deyince, hele ki benim yaş grubumdaysanız, akla ilk olarak ipek ongun tarzı facialar geliyor. gerçekten de türkiye'de "gençlere yönelik edebiyat"tan söz ettiğimizde, bugün bile, son derece bayat ve sıkıcı "yalanım varsa ajan olayım" (bu kitap gerçekten var!) tarzı kitapların ötesine çok da fazla geçemediğimiz bir gerçek. can yayınları şemsiyesi altında, aklımıza kazınan bu olumsuz imajı yerle bir edecek yepyeni bir yayınevi kurma hazırlığı sürüyor. cangençlik yayınları, temmuz ayından itibaren "kaliteli edebiyat" okumak isteyen her gencin, hatta her yaştan okurun kitaplığında yer almasını isteyeceği tarzda kitaplarla yayın hayatına başlayacak.


cangençlik yayın hayatına başlamadan önce bu haberi ilk olarak bolahenk sokak sakinleri duysun, basın duyurusunu bolahenk sokak'ta okusun istedim. o zaman buyrunuz:


Soru:
CanGençlik Yayınları da neyin nesi?
CanGençlik: CanGençlik Yayınları, yeni doğan bir ortanca kardeş aslında. Can Yayınları ile Can Çocuk’un ortanca kardeşi.

Soru: Peki nerden çıktı bu “ortanca kardeş”?
CanGençlik:
Kurucumuz Erdal Öz’le 21. Yüzyılın gerekliliklerinden. Erdal Bey, daha 1981 yılında Can Yayınları’nı kurar kurmaz büyük bir öngörüyle Çocuk dizisinin yanısıra verdiği ilanda “Türkiye’de ilk kez… 14 yaşından büyük herkese…” vurgusuyla bir Gençlik dizisi de kurmuş.Türkiye gibi çok genç nüfusa sahip bir ülkede, 2004’te kurumsallaşma deneyimini başarıyla gerçekleştiren CanÇocuk’un ardından, 2010'ların CanGençlik Yayınları için de artık daha fazla ihmal kaldırmayacak bir zamanlama olduğunu düşündük.

Soru:
Dolayısıyla, ne tür kitaplar yayınlayacak bu “ortanca kardeş yayınevi”?
Can Gençlik:
Gençlerle, okullarla, sektörle sürdürülen görüşmeler bizi ilk etapta 4 alanda dizileşmeye yönlendirdi: Edebiyat, Başvuru, Mizah ve Müzik.

Soru:
Peki neler var bu dizilerin ilk ürünleri arasında?
CanGençlik:
Temmuz ve Ağustos’ta yayınlanacak ilk dört kitabımız Edebiyat ve Mizah’tan: Temmuz’da Oya Baydar’ın yirmili yaşlarının başında yazdığı romanı Savaş Çağı Umut Çağı/ Bir Yirmi Yaş Güncesi ve Penguen çizeri-Recep İvedik 1 ve 2’nin senaryo yazarlarından Serkan Altuniğne’nin bant karikatürlerinden oluşan Adım Adım Kılavuzları çıkacak. Ağustos’ta ise, J.C.Oates 16 yaşında bir yüzücü-öğrenci odağında dilimizde yayınlanacak ilk gençlik romanı Seksi ile sert ve büyüleyici bir büyüme öyküsü anlatacak bize. Penguen ve Radikal’in sıkı mizah yazarı Kaan Sezyum da Oh Yes! yazı ve kolajlarından bir seçmeyle katılacak aramıza.

Soru:
Ya Müzik ve Başvuru dizileri?
CanGençlik:
Müzik’te de esaslı sürprizlerimiz olacak: Yıl sonuna dek Sezen Aksu’nun notalar, şarkı sözleri ve öyküleriyle “şarkı koleksiyonunun” 2000’li yılları toplayan ilk cildi Şarkı Söylemek Lazım, Harun Tekin’le yapılmış kapsamlı bir söyleşi ve 25. yılını İnönü Stadyumu’nda 55.000 kişiyle birlikte kutlayan Grup Yorum üzerine bir kitap hazırlananlar arasında.
Başvuru dizisindeyse, gençlerin yanısıra ele alınan konularla ilgili herkesin merakını karşılamaya dönük kitaplar olacak. Orhan Kahyaoğlu’nun Gençler için Cumhuriyet Dönemi Türk Şiiri Antolojisi ve İ.Bilgi Üniversitesi Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü hocalarından Rana Tekcan’ın Gençler için Dünya Şiirine Bir Giriş’i şu sıra çalışmaları sürdürülenlerden sadece ikisi.


tüm bunları ilk okuduğumda "daha ne olsun?" demeden edemedim. tabi basın duyurusunda bahsedilenlerin yakın dönemde yayınlanmasına karar verilen çalışmalardan yalnızca bir kısmı olduğunu unutmamak lazım. ilerleyen dönemlerde daha birçok önemli edebiyatçının, mizah yazarının, tv ve müzik dünyasından tanınmış isimlerin kitapları da cangençlik logosu altında toplanacak (üstelik süper bir tasarımla ve uygun fiyatlarla!). bu da gösteriyor ki, bu yayınevinin adını daha çok duyacağız.


buraya da bakılabilir: www.cangenclikyayinlari.com


*cangençlik'in ilk kitabı "savaş çağı umut çağı" hakkındaki yazım, kitap raflardaki yerini aldığında, bolahenk sokak'ta olacak.*
 

BOLAHENK SOKAK Copyright © 2011 | Template design by O Pregador | Powered by Blogger Templates