sırt çantası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sırt çantası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20.8.10

ucucaparklar'ın sırt çantası: stockholm

,
sırt çantası yazılarına bir süredir ara vermiştim, stockholm'le bir dönüş yapayım dedim. stockholm'e eylül 2007'de gitmiş ve bir hafta kalmıştım, yalnız bozulan eski bilgisayarımla birlikte çektiğim fotoğrafları da kaybetmiştim. neyse ki yanına gittiğim arkadaşlarımdan can'ın çektiklerini cd'ye aktarmışım. fotoğrafların çoğu can'dan, bir kısmı da wikipedia'dan.

nereleri görmeli?

djurgarden ve nordiska müzesi
djurgarden stockholm'ün en güzel adalarından biri. şehir zaten tümüyle yemyeşil, djurgarden'ınsa tamamı kocaman bir park gibi. bu geniş yeşil alanın içinde stockholm'ün tarihi binalarından bazıları yer alıyor. eğer benim gibi kısa süre kalacaksanız yarım gününüzü buraya ayırarak müzeleri sıra sıra gezebilirsiniz. bence djurgarden'da mutlaka görülmesi gereken yerler vasamuseet, nordiska museet ve skansen.

vasa müzesi (vasamuseet) gezdiğim en enteresan müzelerden biri. kocaman bir binanın içine 17 yüzyıldan kalma, neredeyse tümüyle sağlam bir şekilde korunmuş bir gemi var. vasa'nın etrafına inşa edilen katları tek tek çıkarak devasa geminin tümünü oldukça yakından görebiliyorsunuz. böyle büyük ve tarihi bir gemiyi bu kadar ayrıntılı inceleme fırsatı bulmak hoş oluyor.

nordiska müzesi (nordiska museet)
için stockholm'un etnografya müzesi demek yanlış olmaz. yine çok güzel ve çok büyük olan müze binasında isveç kültürünün yüzyıllar içinde nasıl şekillendiğini görebiliyorsunuz. dönemlere göre gruplanmış ev eşyaları, kıyafetler vs. size kendinizi o zamanda hissettiriyor. kendinizi kaptırıp saatlerce gezebileceğiniz bir yer (tabi ben vakit darlığından koştura koştura bütün binayı turlamıştım).


skansen ise stockholm'de en güzel vakit geçirdiğim yerlerden biriydi. bir açık hava müzesi olan skansen'de adeta birkaç yüzyıl öncenin isveç'inde geziyormuş hissine kapılıyorsunuz. müze kurulurken isveç'in her tarafından 150 ev alınmış, ve bu evler parçalar halinde skansen'e getirilip yeniden kurulmuş. geleneksel çiftlik evlerinden fırınlara kadar her tür mekana yer verilmiş, ayrıca binaların içi de aslına uygun tasarlanmış. hatta örneğin fırına girip içerideki tarihi parçaları inceleyebiliyor, geneneksel kıyafetleri gitmiş sarı örgülü bir abladan kek satın alıp yiyebiliyosunuz, her ayrıntı düşünülmüş! skansen'in içinde bir de hayvanat bahçesi var.

gamla stan'da
"bu kadar tarih bana yetmedi" derseniz gamla stan'a uğramanızı öneririm. isveççede "eski şehir" anlamına gelen gamla stan'da güzel bir yürüyüşle stockholm'ün 13. yüzyıldan bugüne kadar korunmuş olan mimarisini, taşlı yollarını, dar sokaklarını, royal palace'ı ve stortorget meydanını görebilirsiniz.

nerede yemeli/içmeli?


stortorget demişken bu şirin meydandaki nobel müzesi manzaralı chokoladkoppen'de mis gibi bir sıcak çikolata molası verebilirsiniz.





akşam ise, oldukça hareketli olan slussen'e geçmek iyi bir tercih olur. burada müzik, fiyat ve dekorasyon açısından şahane bulduğum indigo, biranızı içip arkadaşlarınızla sohbet etmeniz için en uygun mekanlardan biri.
nasıl gitmeli?

isveç'e gitmenin en uygun yollarından biri scandanavian airlines ile uçmak. istanbul-stockholm arası direkt uçuşları var, bilet fiyatları uygun ve uçakları iyi durumda. yalnız eğer benim gibi esmer ve siyah saçlıysanız uçuş sonrasında isveç'in sapsarı kalabalığından kolaylıkla ayırt edileceğinizden havaalanında sizi durdurup "bavullarınızı arayabilir miyiz?" diyebilirler. bu elbette ki havayolu şirketinden bağımsız bir durum, ayrıca görevliler son derece kibar olduğundan sevimsiz bir durumda kalmak çok da olası değil.

bu yazıda "nerede kalmalı?" bölümü yapamıyorum, çünkü ben arkadaşlarımın yanında kalmıştım. ama stockholm'le ilgili birkaç ipucu verebilirim:

  • hava muhtemelen tahmin ettiğinizden daha soğuk olacaktır, o yüzden yanınıza hırka, sweatshirt vs. almanız iyi olur. ben eylül'de gittiğimde çoğunlukla paltoyla gezmiştim.
  • metroyla (t-bana) birçok yere ulaşmak mümkün, ancak tek bilet almak çok pahalıya geliyor. 1-3-5 veya 7 günlük kartlardan almak çok daha hesaplı oluyor. ayrıntılı bilgi için şuraya bakabilirsiniz.
  • birçok müzede sırt çantası/palto bırakmak için dolaplar oluyor, elinizde eşyalarla gezmektense onları dolaplara bırakıp rahat rahat fotoğraf çekebilirsiniz (tabi eğer fotoğraf çekmek yasak değilse!).
bir sonraki sırt çantası yazım londra üzerine olacak.

26.4.10

ucucaparklar'ın sırt çantası: roma

,

bu sırt çantası yazımın konusu yine 2008 yazında sibel’le yaptığımız roma gezisi. roma en başta planımızda olmayan bir şehir olduğu için hem bütçemizi zorlamamak, hem de istanbul özlemiyle yanıp tutuştuğumuz o günlerde evimize dönebilmek için çok kısa kalabildiğimiz bir yerdi, tüm şehri gezebilmek için toplam 1 günümüz vardı. bu kadar kısa zamanda yapabileceğimiz en iyi şey müze gibi vaktimizi alacak yerleri atlayıp meydan, köprü, çeşme odaklı bir program çıkarmaktı, biz de böyle yaptık. roma zaten oldukça küçük ve yürüyerek birçok noktasına ulaşabildiğiniz bir şehir olduğu için bu program için biçilmiş kaftandı.

gittiğimiz her yerden bahsedemeyeceğimden gezmek için daha uzun vakit gereken coloseo/vatikan gibi yerleri atlayıp kısa ve hesaplı bir gezide gözden kaçmaması gereken yerlere öncelik vereceğim.

nereleri görmeli?
fontana di trevi
muhtemelen dünyanın en ünlü çeşmesi olan fontana di trevi, türkçe’de “aşk çeşmesi” olarak biliniyor. 3 roma tanrısının heykeliyle süslü olan bu çeşme roma’nın en çok turist çeken noktalarından biri; çeşmenin tümünü doğru dürüst görebilmek ve rahatça fotoğraf çekmek için mümkün olduğu kadar erken saatte gitmenizi öneririm, yoksa bizim gibi kalabalıktan ne olduğunuzu şaşırıp dilek dilemeyi unutabilirsiniz!

piazza di spagna
metroyla kolaylıkla ulaşabileceğiniz piazza di spagna hem roma’nın bir diğer ünlü çeşmesi olan fontana del barcaccia’ya, hem de meşhur ispanyol merdivenlerine ev sahipliği yapıyor. fontana del barcaccia batık bir gemi biçimine sahip, ispanyol merdivenleri de ününü avrupa’nın en uzun ve geniş merdiveni olmasına borçlu.



pantheon

piazza di spagna’dan yürüyerek ulaşabileceğiniz pantheon, roma’nın en iyi korunan tarihi
yapılarından biri. antik roma döneminde inşa edilen bu yapı günümüzde hala kilise olarak kullanılıyor. oraya kadar gitmişken pantheon’un hemen arkasındaki piazza della minevra’da yer alan fil heykelini de görmenizi öneririm.


piazza na
vona
pantheon’a yürüme mesafesindeki piazza navona roma’nın en canlı meydanlarıdan biri. roma'yı hep heykellerle süslü çeşmelerin yanı başında ressamların çizim yaptığı, sıcak havanın keyfini çıkaran insanların açık havada oturup dondurma yediği bir yer olarak hayal etmiştim, hayalimdeki manzarayla navona’da karşılaştım. tarihi gezilere navona’da bir ara verip hediyelik eşya satan mağazalara göz atabilir, eşe dosta hediye olarak roma kartpostalları, el yapımı pinokyo kuklaları alabilirsiniz.

tevere

bu kadar yürümüşken tiber nehri’nin kıyısında vatikan manzarası eşliğinde bir yürüyüş yapmamak olmaz. üzerinde hem yeni hem de tarihi birçok köprünün bulunduğu bu nehrin ortasında “tiber adası” olarak bilinen bir adacık yer alıyor. bu adanın yakınlarında nehrin hemen kıyısına oturabileceğiniz kafeler var, kahve molası için bunlardan birini tercih edebilirsiniz.

nasıl gidilmez?
alitalia airlines

barcelona yazımda barcelona'ya en ucuz nasıl gidilebileceğinden bahsetmiştim. bu kez, roma'ya en ucuz uçak bileti bulabileceğiniz havayolu şirketi olan alitalia'ya karşı dikkatli olmanızı öneriyorum. nuh nebiden kalma bakımsız uçakları, kaba hostesleri ve devamlı rötar yapan seferleriyle ün salan bu şirket, benim için de kara listeye girdi. alitalia'yla 4 kez uçtum, 4'ü de en az 2-3 saat rötarlı kalktı. kısacası biletlerin ucuzluğunu görüp alitalia'yı tercih etmeyi düşünenleri tekrar düşünmeye tavsiye ediyorum. eğer yurtdışındaysanız, yine ryanair'e bakmanızı öneririm.

roma'yla ilgili küçük notlar:
  • sokaktaki tezgahlardan su almayın, inanılmaz pahalıya satıyorlar. şehrin her tarafında temiz su bulabileceğiniz çeşmeler varken minicik bir şişe suya 3 euro vermeye gerek yok.
  • bir restorana/kafeye oturup orada bir şeyler yemektense paket yaptırıp şehrin her köşesinde bulabileceğiniz meydanlardan birinde, açık havada yemek çok daha hesaplı oluyor, yani restoran ve kafelerin çoğunda oturmak için ekstra para ödemeniz gerekiyor. aynı şey birçok dondurmacı için de geçerli.
  • roma, genellikle dümdüz olduğu için yürümeye çok müsait. yürüyüş hem şehrin daha çok yerini görmenizi sağlıyor, hem de masrafsız. bu yüzden giderken yanınızda rahat ayakkabılar götürmeyi unutmayın. ayrıca roma’nın yaz havası benim tahmin ettiğimden çok daha sıcak ve nemliydi. yazın gidiyorsanız yanınıza güneş gözlüğü, güneş koruyucu krem, şort/kısa kollu tişört almanızı şiddetle tavsiye ederim.
  • ingilizce konuşan insan sayısı, bu kadar çok turistin ziyaret ettiği bir yer olmasına karşın, oldukça az. eğer italyanca bilmiyorsanız küçük bir konuşma rehberi edinmek iyi bir fikir olabilir.

roma’nın yeme-içme rehberi littlemermaid’den gelecek.
bir sonraki sırt çantası yazım londra’yla ilgili olacak.

10.4.10

ucucaparklar'ın sırt çantası - barcelona

,

bir interrail'dir aldı başını gidiyor. herkes avrupa'ya nasıl ucuza gideriz, nerelerde kalırız arayışında. bu arayışlara yardımcı olmak adına, kendi gördüğüm şehirlerle ilgili basit rehberler hazırlamak iyi bir fikir gibi geldi. "sırt çantası" yazılarımda, birkaç günlüğüne gittiğim şehirlerde nerelerde kaldığıma, nerelerde yiyip içtiğime ve kısa zamanda nereleri gördüğüme dair notlar ve çoğunlukla kendi çektiğim (ya da birlikte seyahat ettiğim arkadaşlarımın -çoğunlukla da sibel'in- çektiği) fotoğraflar yer alacak.

ilk sırt çantası yazım 2008 yazında sibel'le birlikte 4 gün kaldığımız
barcelona ile ilgili çünkü,
1. bilgisayarımda en çok barcelona'da çekilen fotoğrafları bulabildim.
2. gördüğüm şehirler arasında en çok sevdiğim barcelona'ydı.

nereleri görmeli? gaudi yapıları
barcelona'nın beni en çok etkileyen yönü mimarisiydi, bu mimariyi özel kılan en önemli isimse ünlü mimar gaudi. barcelona'nın sağına soluna serpiştirilmiş gaudi yapılarını görünce modern mimari neymiş, art nouveau neye denirmiş öğrendik. solda fotoğrafını gördüğünüz la sagrada familia gaudi'nin en görkemli yapısı. inşaatına 1882'de başlanan bu kilise gaudi yaşarken tamamlanamamış, hatta inşaat hala devam ediyor ve yakın zamanda bitecek gibi de gözükmüyor. kilisenin en tepesine asansörle çıkıp oradan aşağı yürüyerek geziliyor, ve asansör için (özellikle yazın) epey sıra bekleniyor. metroyla la sagrada familia'ya ulaşmak çok kolay.




bir diğer gaudi şaheseri de gracia'daki
parc güell. burası kont güell'in evi olarak tasarlanmış, ağaçlı, manzaralı geniş bir park. yazının girişindeki fotoğraf da buranın girişindeki iki binaya ait. gaudi bu iki binayı hansel ve gretel operasından esinlenerek tasarlamış. parc güell'e şehir merkezinden kalkan otobüslerle 20-30 dakikada ulaşabilirsiniz. gaudi'nin diğer yapılarını merak ediyorsanız şehir merkezindeki casa mila'yı ve casa battlo'yu da görmenizi öneririm.

las ramblas ve barri gotic


metrodan
plaça de catalunya'da indiğinizde kendinizi taksim meydanı'nda hissedebilirsiniz, iki meydan arasında güvercinlerine kadar bir benzerlik var. alışveriş yapmak isteyenler hemen yakındaki el corte ingles'e ve fnac'a uğrayabilir. istiklal caddesi'nin barcelona versiyonunu görmek isteyenlereyse las ramblas'a yönelmeli, iki yanından arabaların geçtiği bu yürüyüş yolu (las ramblas'ın anlamı da sanırım buydu) bence barcelona'nın ruhunu en iyi yansıtan yer. sağda solda para verilince hareketlenen heykel-insanlarla, hediyelik eşya satan küçük dükkancıklarıyla sonuna kadar keyifle yürüyebileceğiniz las ramblas'ın hemen yanında da şehrin tarihi kısmı barri gotic bulunuyor. buradaki dar sokaklardan yürüyerek katalan gotik kilisesi'ne ve picasso müzesi'ne ulaşabilirsiniz.


la barceloneta
ister denize girmek için olsun, ister
port olimpic'de biraz yürüyüp akdeniz havası solumak için olsun, la barceloneta barcelona'nın görülmesi gereken yerlerinden biri. fotoğraftan da görebileceğiniz gibi deniz oldukça temiz, biz denize girmeyip balıkları seyretmekle yetinmiştik. la barceloneta'ya yine metroyla gidilebilir.


nerde yenir?
la taverna del born
passeig del born'daki la taverna del born, fazla para vermeden lezzetli tapas yiyebileceğiniz, güzel şarap içebileceğiniz bir restoran. birkaç kişi gidiyorsanız ortaya çeşit çeşit tapas söylemenizi öneririm, böylece hepsinin tadına bakma fırsatı bulursunuz.


nerde kalınır? barcelona dream hostel
barcelona dream oldukça ucuz ve temiz bir hostel. 2008'de 8 kişilik karma odada 16€'ya kalmıştık. bu hostel temiz çarşaflar, kilitli ve büyük dolaplar, her odada banyo ve tuvalet, ücretsiz kahvaltı ve internetle gönlümüzü çelmişti. metroya 1 dakikalık yürüme mesafesinde, zaten metroyla şehrin hemen hemen her yerine ulaşabiliyorsunuz, 10 dakikada şehir merkezinde olabilirsiniz örneğin. hostel çalışanları da son derece kibarlar ve size yardımcı olmak konusunda hevesliler. her gün programınızı onlara gösterip "biz şuralara gideceğiz, nasıl gitsek?" diye danışabilirsiniz. rezervasyon için hostelin internet sitesini veya hostels.com'u ziyaret edebilirsiniz.

nasıl gidilir?
ryan air
eğer interrail'le gidiyorsanız ispanya içindeki tren yolculuklarında 1st class ücreti ödemeniz gerektiğini unutmayın (bildiğim kadarıyla 2 yıl önce böyleydi). biz interrail'le gitmedik, avrupa içinde ucuz uçak bileti kovalayarak seyahat ettik, bunun en kolay yolu da ryan air'le uçmaktı. ryan air'in malesef türkiye'den uçuşu yok, ama eğer avrupa'daysanız seyahat etmek için gayet iyi bir tercih. birçok insanın sandığının aksine ryan air uçakları gayet modern ve rötar yapmıyorlar (en azından biz böyle sorunlar yaşamadık). en çok dikkat etmeniz gereken nokta 15 kiloluk bavul limitini aşmamanız, aştığınız her kilo başına yüklü bir para ödemeniz gerekiyor, aman diyeyim. baktınız ki bavulunuz benimki gibi ağır, el bagajını mümkün olduğu kadar büyük tutun. o da olmadı, yine benim yaptığım gibi ceketleri hırkaları üst üste giyip bavulunuzu hafifletmeyi bile deneyebilirsiniz!

sırt çantası yazılarım bitince en son toplu bir "yurt dışına giderken dikkat edilmesi gerekenler" yazısı hazırlayacağım. bu yazı yine kısa zamanda avrupa'daki bazı şehirleri gezmenin en ucuz yollarını arayanlara yönelik olacak.
 

BOLAHENK SOKAK Copyright © 2011 | Template design by O Pregador | Powered by Blogger Templates