4.11.10

Jonathan Safran Foer Her Şeyi Aydınlatıyor.

,

Çok değil bundan sadece 4-5 ay kadar önce, artık Yahudi soykırımına dair hiçbir şey izleyip okumayacağıma dair kendi kendime söz vermiştim. Geçen senenin Oscar adayı Inglourious Basterds’ı da izledikten sonra film/kitap ne kadar iyi olursa olsun, ikinci dünya savaşı limitimi doldurdum, diyordum. Artık karma mıdır, kader midir yoksa Hitler’in şimşeklerinden midir bilinmez, bu sözümü bir güzel yiyip yuttum ve Jonathan Safran Foer’in Her Şey Aydınlandı’sı ile mevzuya geri döndüm.

Şimdi yukarda yazdıklarımdan ötürü, kitabın alışılagelmiş bir soykırım anlatısı olduğunu sakın düşünmeyin. Okuyanlara buradan göz kırpıp okumayanlara sesleniyorum, bahsi geçen kitap içler acısı bir hikayeyi anlatırken sizi güldürmeyi başaracak belki de tek kitap. Çünkü sayın Foer’in de dediği gibi, üzücü bir hikayeyi anlatmanın en güzel yolu, bunu insanları güldürerek yapmak.

Kitabın her detayı öylesine şaşırtıcı tasarlanmış ki, artık ezberlediğimiz ve dolayısıyla da hissizleşip ne yazık ki yabancılaştığımız Yahudi soykırımını sanki ilk kez duyuyor, ilk kez okuyor, ilk kez gerçekten öğreniyorsunuz. Kitaptaki Ukrayna’lı çevrimenimiz Alex’in çat pat İngilizcesi ile alıştığımız roman dili bile bambaşka bir boyut kazanıyor. Yer yer şiirselleşen, yer yer konuşma diline, yer yer de roman diline dönen kitap enerjisini hiç yitirmezken siz bir sonraki sayfada ne olacağını merak ederek okumaya devam ediyorsunuz. Üstelik Foer öyle usta bir yazar ki, merakınız kitabın konusundan değil bizzat dilin kendisinden kaynaklanıyor. Foer’in kitabın içine kendi yazar karakterini yerleştirmesi ve çevirmen Alex’in bizzat yazara hitaben mektup yazması ile birlikte, okumakta olduğunuz kitabın bir roman olduğuna dair mesafeli algınız kırılıyor ve bir noktadan sonra kurgu nerede bitiyor, gerçek nerede başlıyor karıştırmaya başlıyorsunuz. Kısaca Foer, Rus biçimcilerinin şiire yaptığını hem romana hem Yahudi soykırımına yapıyor ve algınızı kırarak hikayeyi yepyeni bir gözle görmenizi sağlıyor.

Foer, Buddenbrook Ailesi ya da Yüz Yıllık Yalnızlık gibi bir ailenin dünden bugüne gelişini anlatan aile anlatılarının yapısını da kırmayı başararak mümkün olabilecek en post-modern romanı ortaya koyuyor.

Kitapla ilgili bunca laf etmişken, Jonathan Safran Foer’in kim olduğundan bahsetmemek olmaz. Kendisi 1977 doğumlu Amerika’lı bir yazar. Ben hesabı sizin için yapayım. Kendisi Her Şey Aydınlandı’yı yazdığında sadece 25 yaşındaymış. Joyce Carol Oates’un öğrencisi, Oates aynı zamanda onun yazmaya devam etmesini sağlayan isim. O halde bu yazıyı Oates’un Jonathan Safran Foer ve Her Şey Aydınlandı yorumuyla bitirmek en doğrusu:

“Elinizde tuttuğunuz bu kitap heyecanla tasarlanmış bir mucizeler kitabı. Foer, saygınızı kazanacak ve kalbinizi kıracak.”


Siren Yayınları

Etiket Fiyatı: 22.tl


Not: Kitabı bana tavsiye eden Bolahenk Sokak'ın sevgili yazarlarından sayın Sibel'e ve kitabın güzeller güzeli birinci baskısını yaban ellerden getiren pek sayın Guy Parker'a teşekkürü borç bilirim.

4 yorum to “Jonathan Safran Foer Her Şeyi Aydınlatıyor.”

  • 5.11.10
    luna says:

    öyle güzel yazmışsın ki alıp okuyacağım ben de, çok merak ettim.

  • 5.11.10

    oku oku mericim, çok seviceksin sen de.

  • 21.11.10
    Emre says:

    Bende epey meraklandım, yakın zamanda alıp okyacağım..

  • 22.11.10

    :) umarım seversin, benim uzun zamandır okuduğum en iyi şey diyebilirim.

 

BOLAHENK SOKAK Copyright © 2011 | Template design by O Pregador | Powered by Blogger Templates