16.1.11

Türk Edebiyatının Geleceği Adına Heyecan Verici Bir Roman: Bizim Büyük Çaresizliğimiz

,

Bolahenk Sokak yazarları olarak hepimiz, bölüm itibariyle edebiyat çıkışlı olmamıza rağmen edebiyat üzerine çok fazla yazmıyoruz. Bunda dört senelik bir eğitimin getirdiği söyleneceklerin doğruluğundan, yetkinliğinden emin olamama ve kendi kendinin eleştirmenliğine soyunmanın yanı sıra, hepimizin yaşadığı ve yeni yeni kurtulmaya başladığı okumaya karşı bir isteksizliğin de etkisi büyük. Ancak bizim alana yakınlığımıza rağmen edebi yazıların bu görece azlığında ikinci bir Barış Bıçakçı yazısı yazıyor olmak, yazarın en azından bizim yaş grubu için önemli bir şeyi yakalamış olduğunun göstergesi sayılabilir diye tahmin ediyorum.
Tıpkı ucucaparklar'ın Barış Bıçakçı öyküleri üzerine yazdığı yazısında bahsettiği gibi ben de bir arkadaşımın tavsiyesiyle kitap fuarından aldım Bizim Büyük Çaresizliğimiz'i. Ve birkaç aydır da kitaplığımda öylece duruyordu, daha önce bir-iki derste okuduğum öyküleri beni çok cezbetmemişti, en azından "Kesinlikle başka bir şeylerini de okumalıyım," dedirtmemişti; ancak hakkında duyduğum, okuduğum olumlu şeyler yazarın aklımdan çıkmasına da engel olmuştu bir şekilde. Bugün öğleden sonra kitaplığımda kendime okuyacak yeni bir şey ararken birkaç aydır aklımdan tamamen çıkan kitap tekrar gözüme ilişti, iyi ki de ilişmiş, çünkü uzun zamandır bir Türk yazar beni bu kadar heyecanlandırmamıştı.
Çok sağlam bir dostluğu son derece nostaljik bir anlatımla yad eden 2004 çıkışlı Bizim Büyük Çaresizliğimiz, yazarın en son romanı. Birbirinden son derece farklı mizaçlara sahip iki dost olan Çetin ve Ender'in arkadaşlıkları o kadar birbirini tamamlar, birbirine muhtaç, hatta birbirine aşık bir şekilde çizilmiş ki, romanın bazı yerlerinde, benim gibi şüpheci bir okursanız hele, yazarın kurgusu hiç el vermemesine rağmen, "Palahniuk türü bir yumruk yiyeceğim, bu iki adam ancak tek bir adam olabilir, bu yakınlık ancak birlikle açıklanabilir," dememek mümkün değil. Yazarın kendine gelecek eleştiriyi kendi eliyle bertaraf etmeden Ender'in ağzından kucakladığı eşcinsellik eleştirilerinin getirilmesine bile müsait olan bu dostluk ve geçmiş, romanın temel noktasını oluşturuyor. "Tanpınar'dan beri kurtulamadığımız geçmişe aşık anlatılardan biri daha mı yani?" demeyin, Bıçakçı'nın tamamen bireyselden dostluğa, birlikteliğe taşıdığı bu nostalji kaybedilene, hiç sahip olunmaya duyulan bir nostalji değil Bizim Büyük Çaresizliğimiz'de. Aksine sahip olunanın, değerli olanın kutlandığı, "yaşamak" eyleminin sorgulanıp anlamlandırılmaya çalışıldığı, yaşlanmanın kaçınılmazlığıyla başa çıkılmanın imkansızlığı ile ilgili bir nostalji bu. Ne o doğu batı arasındaki parçalanmışlık sebebiyle aranan bir kimlik arayışı, ne de zorlama bir üslup kaygısı var Barış Bıçakçı'da. Bu da internette şöyle bir gezinip okuduklarıma yaklaşan yani "genç" bir yazar oluşuyla açıklanabilecek, insana özellikle deTürk romanının geleceği adına "oh" dedirten bir durum. Özellikle de benim gibi 20li yaşlarının başında, romanda konuşulan dili, güncel hissiyatı arayan bir okursanız.
Barış Bıçakçı ile ilgili çok altı çizilen, benim ise okurken, anlatımının şahane akıcılığından olacak, kitabın ortalarına doğru dikkatimi çekmiş bir diğer mesele ise dil meselesi. Yine görece genç bir yazarımız oluşuna bağlanabilir tabi ki dilinin sadeliği, ancak ben bunu kendinden önceki metinlerin tahlilini iyi yapmış ve onların izinden gitmek yerine kendince olmayı bilinçli olarak seçmiş bir yazarla karşı karşıya olduğumuza bağlıyorum. Bizim Büyük Çaresizliğimiz o kadar iyi kurgulanmış, o kadar iyi dokunmuş ki, Çetin'in sesi Ender'in ağzından bile olsa kendini öyle belli ediyor, ikisinin zihinlerindeki Nihal imgeleri birbirinden o kadar güzel ayrılıyor ki.. Ve de asli olanın Nihal ya da Nihal'e duydukları aşk değil, onların Nihal'e karşı hissettiklerindeki ayrılıkta bile kendini gösteren farklılıklarına rağmen dostlukları, hatta birbirlerine duydukları aşk olduğu o kadar belli ki. Metinle ilgili her türlü övgüyü yazarın yetkinliğinden başka bir şeye bağlamak mümkün değil. Bir de kitap Seyfi Teoman yönetmenliğinde filme uyarlanıyor ki, benim gibi roman uyarlaması filmlere temkinli yaklaşan biri dahi olsanız, yazarın işlerinin hem Türk edebiyatına bundan sonra yapacağı katkıların yanı sıra, sinemada kendini nasıl göstereceği adına da heyecanlanmamak mümkün değil.

4 yorum to “Türk Edebiyatının Geleceği Adına Heyecan Verici Bir Roman: Bizim Büyük Çaresizliğimiz”

  • 17.1.11
    Adsız says:

    Bizim Büyük Çaresizliğimiz, Reha Erdem'in değil Seyfi Teoman'ın yönetmenliğinde sinemaya uyarlandı. Film, 61. Berlin Film Festivali'nin yarışma bölümüne seçildi. Dünya galası 10-20 Şubat arasında düzenlenecek festivalde yapılacak...

  • 17.1.11
    sibel says:

    Düzeltme için teşekkür ederim :)

  • 18.2.11
    luna says:

    ben de romanın 30. sayfasından itibaren blonde redhead dinleyerek okumaya devam ettim. gerçekten hoş bir hikayeymiş. iyi ki önermişsin! :)

  • 20.2.11
    sibel says:

    beğenmene sevindim mericim :-*

 

BOLAHENK SOKAK Copyright © 2011 | Template design by O Pregador | Powered by Blogger Templates