17.6.10

İngiliz Gençlik Dizileri Amerikan Gençlik Dizilerine Karşı, Round 2: Misfits vs Heroes

,


Misfits castı

"Dizinin sinopsisini mi istiyorsunuz? Karşılaştırma yapmak daha iyi olur sanırım. Çünkü sinopsis kulağa berbat geliyor. Sinopsis şu: Kamu hizmeti yapan beş gence çılgın bir elektrik buz fırtınası çarpıyor ve bu gençler süper güçlere sahip oluyor. Bunu insanlara söyleyince de tabi 'Cidden mi?' gibi bir tepki alıyorsunuz." - Robert Sheehan

"İnsanlar diziyi biraz Heroes biraz da Skins'e benzetiyorlar ama ben açıkçası ikisiyle de pek ortak nokta görmüyorum." - Lauren Socha

Yukarıdaki sözler bu sene BAFTA'da "En İyi Drama" ödülünü almış Misfits'in iki oyuncusuna ait ve açıkçası onların BBC'nin Friday Night with Jonathan Ross'ta "Diziden biraz bahseder misiniz?" sorusuna verdikleri bu cevaplar şu an dizinin adını hiç duymamış çoğunluğa dizi severlerinin diziyi özetlemekten kaçınışının başlıca sebebi de aslına bakarsanız. Çünkü Misfits, konu olarak çok bilindik ve Heroes, X-Men, Smalville gibi projelerde enine boyuna işlenmiş bir ana malzemeyi kullanıyor, yani sebebi fantastik ya da genetik bir duruma dayanan güçler ve bu güçlerle dünyayı kurtaran, ya da yaşamaya çalışan bir grup topluluğun maceraları. Kulağa gerçekten de çok can sıkıcı geliyor ve ister istemez "Bu kadar 'iyi' örnekleri hali hazırda varken bir yenisini daha neden izleyeyim ki?" sorusunu sorduruyor insana. Ben bu yazımda asıl o çok büyük örnekleri bırakıp neden Misfits izlemeniz gerektiğini dizinin çok büyük bir hayranı olarak sizlere elimden geldiğince, her ne kadar malum sebeplerden ötürü gönülsüz olsam da, diziyi de tanıtarak açıklamaya çalışacağım :) Ancak madem Amerikan benzerler üzerinden karşılaştırma yapmadan herhangi bir TV projesini tarif edemeyecek kadar Amerikan TV kültürüyle yoğrulmuş durumdayız, Misfits'in kısmi Amerikan benzerine öncelikle bakmakta fayda var.

Heroes castı.

Heroes'un Amerika'da yayınlanmaya başladıktan birkaç ay sonra Türkiye'de de yayınlanmaya başladığı dönemde arkadaşlarımla diziyi izlerken çok heyecanlandığımızı hatırlıyorum. Özellikle de ilk bölümlerde her ne kadar X-Men'e çoğu açıdan çok benzer bir şey izlediğimizin hepimiz farkında olsak da o dönemde Lost kadar "büyük" ve cliffhanger dolu başka bir dizi daha takip etmek hepimizi çok heyecanlandırmıştı ve bu heyecan ve "büyük" proje izlenemenin gazı da başladığı gibi çabucak sönüverdi. Daha ilk sezonun ortalarına doğru derece komik Hiro karakteri dışında diğer karakterlerin fazlaca dramatik öyküleri ve oyuncuların gereksiz ciddi dolayısıyla -kötü anlamda- komik oyunculukları aramızda dalga konusu olmaya başlamıştı bile. Bir de bunun üstüne X-Men'den ezber edindiğimiz dünyayı kurtarma meselesi eklenince benim gibi konuya "fantastik olsun taştan olsun" şeklinde yaklaşanlarımız bile 2. sezonun sonunu zor getirdik, sonra da aramızda dizinin esamesi okunmaz oldu. En son da yaklaşık bir ay önce iptal edilen diziler arasında dizinin adını okuyunca hiç şaşırmadım, bahsettiğim arkadaşlara söylediğimde de hepsinin tepkisi "isabet olmuş" oldu. Diziyle ilgili eleştirel olarak söyleyebileceğim her şey de benim ve arkadaşlarımın dizeyle ilgili tavrının değişim sürecinde bulunuyor aslında. Tabi ki sonuna kadar, yani 4. sezonun sonuna kadar, takip etmediğim ve yayınlandığı süre dışında açıp herhangi bir bölümü izlemediğim için, en azından hikaye gelişimi açısından diziye ve severlerine haksızlık etmek istemem ama, bir projeyi uzun vadede izlenir kılan orijinallik meselesi açısından izlediğim sezonlarda çok vasattı Heroes ve özellikle de bu sebeple büyük potansiyeline rağmen kendi kendini tüketti. Ayrıca, kendinden önce gelen projeleri kendi içinde "tanımaması" ya da onlara referansta bulunmaması diyelim, orijinallik açısından bu kadar yetersiz bir proje için bence bir tür "kendini fazla ciddiye alma" göstergesi idi ki bu her türlü proje için her zaman ciddi bir risktir. Eğer çok işlenen bir meseleyi bir janr içinde yeniden tanımlamıyorsanız, yani masaya yepyeni bir şey koymuyorsanız, elinize yüzünüze bulaşabilir. Heroes da ne yazık ki bunun yakın zamanda karşımıza çıkan en büyük örneği.

Misfits castı ve yapımcıları BAFTA ödül töreninde.

Misfits'e dönersek ise, Misfits masaya bence tamamen yeni bir şey koymasına, yani bir kere en baştan çeşitli suçlar sebebiyle kamu hizmeti yapmak zorunda kalan, dolayısıyla da bir nevi azınlık olarak görülebilecek 5 gencin bir fırtına sonrası kazandığı güçlere odaklanmasına rağmen, kendi içinde kendinden önceki projelere selam çakmamazlık etmiyor. En sevdiğim karakterlerden biri olan Simon dizinin bir bölümünde kendisi gibi suçlu arkadaşlarına dönüp "Ya bizim süper kahraman filan olmamız, dünyayı kurtarmamız gerekiyorsa?" diyor, bunun üzerine de bir diğer favorim Nathan'dan "Nasıl hastalıklı bir dünyada böyle bir şey mümkün olabilir ki? Öyler şeyler Amerika'da olur, bence bu bir-iki haftada geçip gidecek bir şey." cevabını alıyor. Günümüzde böyle bir referansta bulunmadan, yani bir şekilde bir meta-fiction öğesi kullanmadan nasıl bir gerçekçilik iddiasında bulunabilirsiniz ki zaten? Dahası Misfits karakterlerinin güçleri her birinin kendilerine dair en zayıf buldukları noktalardan doğuyor. Her zaman insanların kendisi hakkında ne düşündüğünü fazlaca önemsemiş Kelly insanların düşüncelerini okumaya başlıyor mesela, ya da hep dışlanmış asosyal Simon görünmez oluyor. Bunlar kanon içinde kendine yer edinebilecek güçler ama çok daha orijinalleri de var. Seks bağımlısı Alisha'ya dokunan herkes, cinsiyet yaş vs farketmeksizin onunla birlikte olmak istiyor mesela. Dizinin ana karakterlerinin dışına da yayılan çok daha komik ve enteresan "güçler" de var ama onları da siz keşfedin bence, dizinin süprizini daha fazla kaçırmayayım. Kısacası bu tür projelerde karşımıza çıkan "güç" meselesine de dramatik olmayan yepyeni bir bakış açısı da söz konusu. Misfits'te fırtınayla birlikte ortaya güçler güçten çok bir nevi lanet aslına bakarsanız ve biz bu durumu toplumun olup olabilecek en kıyısından, en komik ve orijinal tarafından izliyoruz. Karakter gelişimleri ve karakterlerin içinde bulundukları durumlar da yine böyle bir hikayede genellikle karşımıza çıkmayacak türden, karakterler kendilerini kurtarmak için cinayet işliyor, şiddet kullanıyor. Bu da görmeye alıştığımız "kahraman" davranışından çok farklı bir görüntü ve bunların da hiçbiri gereğinden fazla ciddiye alınmıyor ve dizinin tonunun dışına asla çıkmıyor. Yine İngiliz dizilerinde daha açık seçik ve cesur olarak karşımıza çıkan cinsellik, uyuşturucu kullanımı, suç ve küfür meseleleri Misfits'te de var ve bunlar da bence dizinin gerçekçiliğine katkıda bulunan öğeler ve Amerikan TV kültürüne alışık izleyiciler için orijinallik unsurlarına dahil edilebilecek meseleler.
Toparlamak gerekirse, Misfits süper kahraman serilerine yepyeni bir soluk katan, ileride türünün içinde yayınlanmış sadece 6 bölümüyle bile kült olarak görülmeyi garantilemiş çok kaliteli ve orijinal bir proje. Oyunculardan çok söz etmedim ama Skins'le ilgili yazımda da bahsettiğim gibi Birleşmiş Krallık'tan çıkan, ileride adını çok duyacağımız bir grup oyuncu var, bu oyuncuların da bir kısmı şimdiden Amerikan pazarını ele geçirmiş durumda. Misfits oyuncuları da o pazara rahatça girecek kalibredeler. Dizinin 6 bölümlük ilk sezonunu internetten kolayca edinebilirsiniz, 2. sezon için çekimler de başlamış durumda ve önümüzdeki sonbaharda e4'te yayınlanmaya başlayacak. Neyse ki Skins'in başına gelen Amerikan versiyonu felaketine de henüz uğramış değil, dolayısıyla elinizi çabuk tutun!

13 yorum to “İngiliz Gençlik Dizileri Amerikan Gençlik Dizilerine Karşı, Round 2: Misfits vs Heroes”

  • 18.6.10
    ucucaparklar says:

    bir soru: ikinci sezon da 6 bölüm mü olacakmış? daha uzun olsun, böyle hemen bitiyor yaau!

    bir yorum: bu selam çakma mevzusuyla ilgili müpteda bir şey fark etti. dün akşam 4. bölümü izledik, nathan'ın bowling oynadığı sahne big lebowski'ye bir gönderme içeriyormuş.

    yazı süper ötesi olmuş, eline sağlık

  • 18.6.10
    ucucaparklar says:

    bu arada, oyuncuların yaşlarıyla performanslarını kıyaslayınca "helalettin" demeden de geçemiyorum.
    her ne kadar kendisine gıcık olsam da nathan'ı canlandıran robert sheenan'ın 1988, kelly'i canlandıran ve aksanıyla beni benden alan lauren socha'nın da 1990 (yuh!) doğumlu olduğunu öğrenince bu işte ne kadar iyi olduklarını bir kez daha fark ettim.
    gerçi başrol oyuncularının hepsi "performing arts" mezunu, yani profesyonel oyuncu/tiyatrocular ama bu kadar genç olup da bu kadar da başarılı olunmaz ki be arkadaş!

  • 18.6.10
    ucucaparklar says:

    son yorum: bu lauren socha arctic monkeys'in "when the sun goes down" klibinde oynayan abla değil mi ya?

  • 18.6.10
    sibel says:

    aa arctic monkeys olayını bilmiyodum, bakiyim bi merak ettim. gerçi lauren'in 90lı olduğunu da bilmiyodum, maaşallah ne diyeyim :p

    ingiliz dizileri format olarak böyle, komedi dizileri genelde 6 bölüm oluyo. gerçi dizi birden çok patladı, o yüzden uzatırlar belki bilemiyorum. sadece en son ekstra bi christmas specials bölümü olacağını okudum.

  • 18.6.10
    ucucaparklar says:

    evet, coupling de kısaydı mesela. ama off böyle kötü ya, tadı damağımızda kalıyor :/

    arctic monkeys olayı da ilginçmiş, "when the sun goes" down'dan esinlenerek "scummy man" diye bir film çekmişler, lauren da orada oynamış. filmin senaryosu filan da şarkı sözleriyle uyumlu. klipte de herhalde o filmden parçalar kullandılar, ben öyle anladım en azından. klip zaten film gibiydi hatırlarsan. wikipedia'dan bir bak, hoş bir şeye benziyor.

  • 18.6.10

    kısa ve öz: robert benim olsun.

  • 18.6.10
    ucucaparklar says:

    kısa ve öz: kınıyorum.

  • 18.6.10
    sibel says:

    egem tamam anladık şu dünyaya 35 yaşında geldin ama giderek daha da yaşlanıyosun yaaa :p teyze misin olum?
    ha şima: yuh.

  • 22.6.10
    Mert says:

    bir kere heroes'u 2. sezonun sonuna kadar izleyebildiğiniz için tebrik ediyorum. Ben 1. sezonun sonunu zor ettiydim. bununla birlikte bu tarz doğaüstü kurgu dizilerinde benim ısrarla tilt olduğum nokta zaman olayı. gerek lost gerek heroes bu zamanda yolculuk olayına girip sıçıp sıvadılar. geçmişe gidip bişeyleri değiştirip zamanda kırılma yaratıp paralel evrene geçip sinerjik taklalar ata ata bi hal oluyorlar. sonunu da mala bağlayıp bizi tüketiyorlar. bu misfits'de o bakımdan gene çok riskli bir işin altına girmiş vaziyette esasen. ama sporcu delikanlının time challengelı bölümünde senaristler girecek kazığın büyüklüğünü hesapladıklarında iyi kotarmışlar diyebiliriz durumu. korkum işin bu zaman hikayesinden patlamasıdır. bunun dışında ingiliz dizilerinin kendilerine özgü sarkazmı misfitste de yer bulmuş. hem gençlik dizisi gibi, hem bilim kurgu gibi, hem komedi gibi hem macera gibi. iyi iş.

    not: o çocuk o babanneyi götürmeyeydi iyiydi.

  • 22.6.10
    ucucaparklar says:

    sevgili mert bey,
    vallahi günlerdir sizin yorumunuzu bekliyordum, blogu açıp açıp bu posta bakıyordum.

    neyse, babaneyi çıplak görmek beni de sarsmadı değil diyerek bu yıkama-yağlama seansını burada noktalarken topu sibel'e atıyorum.

  • 22.6.10
    Mert says:

    ya valla bu aralar işte sıkı çalışıyorum, bi baktım bolahenk sokak'ta bi dünya post girilmiş.
    bildiğim, hakkında fikir sahibi olduğumu sandığım konulara da yorumlarımla katkıda bulunmak benim için zevktir efendim.

  • 23.6.10
    sibel says:

    sorunlar bence zamanda yolculuk meselesinden ziyade bişeylerin iyi öngörülememesinden kaynaklanıyor. misfits'te zamanda yolculuk meselesi sadece o curtis'in bölümüyle sınırlı ve çok iyi stilize edilmiş bi bölüm o da, adamlar neyi neden dahil ettiklerini ve ettikleri şeyin hikayeye nasıl hizmet edeceğini iyi hesaplıyorlar. öyle bi hesaplama yapılmasa her türlü yeni plot hamlesi kendi içinde bi riske dönüşebilir.

    babaanneyi götürme olayı çoook iyiydi ya, allah yazanlardan razı olsun çok güldüm ben o bölümde.

  • 17.12.10
    hikayeci51 says:

    2.sezon 6. bölümüde izledim az evvelve bitirdim sanırım diziyi şimdilik. heroes la karşılaştırmak yersiz diye düşünüyorum çünkü tarz ve işleniş bakımından çok çok farklılar. kendi adına misfits çok sağlam bi altyapı ile yazılıyor bence ki geçmişteki örnekleri gibi berbat olmasın. genel anlamda çok güzel ve kendi içinde mantık kurgusunu rezil etmeden ilerliyor buda önemli bir nokta elbette... özetle başarılı ve izlenmesi gerekn bir dizi misfits. bu arada lauren taş gibi aksanıyla birlikte 12 bölümde 1212 kere aşık oldum yawf...

    (not: heroes kötü sıvadı batırdı flan ama sylar ın hakkını yememek lazm aga adam tek başına götürdü diziyi 4 sezon. hem kimse kimseyi kandırmasın dünya download verilerindende biliyoruz tüm zamanların en çok indirilen dizisi hatta tüm kategorilerde 1 numara heroes du...)

 

BOLAHENK SOKAK Copyright © 2011 | Template design by O Pregador | Powered by Blogger Templates