12.6.10

Melez Kadın: Erkek - Kız'ın Maceraları!

,
Geçen haftamın büyük çoğunluğunu, Osmanlıda Kadın Modernleşmesi dersim için dönem projesi hazırlayarak geçirdim. Şimdi, dersin adının sanının kulağa/göze sıkıcı geldiğinin farkındayım. Fakat sonuçlar hiç de beklediğim gibi olmadı. Projenin maksadı, 1935-36-37 tarihli eskiden basılmakta olup, artık miladı dolmuş Tan Gazetesi'ni ikişer aylık gruplar halinde tarayarak, söz konusu dönemde çıkmış olan kadınlara ilişkin haberleri bulmaktı. Benim payıma düşen, 1937 yılının Kasım ve Aralık ayları oldu. Nitekim, bu iki aylık süreç içerisinde çıkmış Tan gazetelerini araştırırken, hiç beklemediğim bir haber serisiyle karşılaştım.

Melekzad
adlı bir kız o tarihlerde etrafta erkek kıyafetleriyle dolaşıp, diğer kızlara erkek olduğunu söyleyip onlarla nişanlanıyordu. Daha önceki tarihlerde, ilk nişanlısıyla başına gelenler Türk ve dünya basınına yansımıştı ve benim elimdeki iki aylık gazetelerde de Melekzad'ın başına gelen yeni olaylar aktarılıyordu. Lezbiyenlik ve bir kadının erkek kıyafetleri giymesi belli ki o dönemde bir sürü kafayı karıştırmış, haberleri yazan gazetecileri de komik bir yargılama çabasına itmişti.

İşte Melekzad'la ilgili, 1937 Kasım ve Aralık'da Tan Gazetesi'nde çıkan haberler dizisi:


Şu mahut erkek – kız Melekzat, İzmir'de tuhaf ve gülünç bir komedyada baş rolü aldı. Erkeklik hevesinde olan bu anormal kızcağız, geçen yıllar, kendisi gibi bir kızcağıza gönül vermiş, onunla evlenmek maksadını gütmüş ve kendisini erkek göstererek nişanlanmıştı. Melekzat geçenlerde İzmir'e gitmiş, Kemalpaşa kazasının Armutlu köyünde de, Keziban adında bir genç kıza gönül vermiş, ona da kendisini erkek (!) olarak tanıtmış ve sonra ne yapıp ederek Keziban'ı kandırmış ve... nişanlanmışlar. Günün birinde iki sevgili Kemalpaşa'dan kalkıp İzmir'e kaçmışlar... Çünkü evlenecekler. Aksiliğe bakın ki, İzmir'de indikleri otelde müşterilerden biri Melekzad'ın cemaziyülevvelini biliyormuş ve bu sırrı ifşa edivermiş. Bundan sonrası tabil bir olay rezalet... Melekzat polise düşmüş, isticvaptan ve sairden geçmiş, sonunda da serbest bırakılmış.. ve tabii Keziban da köyüne gitmiş. Fakat Bay Melekzat (!), sevgilisinin 200 lirasını dolandırmak suçile töhmet altındadır. Bay Melekzat bu sabah İstanbul'a gelmektedir. Dün bu “erkek – kız”ın muhterem annesiyle konuşmak istedik. Kadıncağız çok müteessirdi. Sekiz evlat yetiştirmiş, hepsi de akıllıca büyümüşler, yetişmişler, fakat yalnız Melekzat anomal bir vaziyette kalmış. Maceranın sonunu bugün buraya gelecek olan “bay ve yahut bayan” Melekzad'ın ağzından toplayıp yarın hep beraber okuruz.”



“ “Kız – Erkek,, in Yeni Macerası”

ERKEK KIYAFETLİ BAYAN MELEKZAT ANLATIYOR

Allah beni yanlış yaratmış. İstanbul'da Kız-Erkekler o kadar çok ki!...”

İstanbul'un meşhur La garsonne,, u dün İzmir'den İstanbul'a geldi. Onu, birkaç sene evvel dillere dolanan, sokaklara dökülen çok garip, belki de gülünç macerasile İstanbul'un her köşesini tanımış, ne olduğunu öğrenmişti. Hatta onu, dünya gazetelerinde de resimleriyle, macerasının hikayesiyle görmüştük.

Bir genç kız... Fakat erkek rolü oynıyan çok meraklı...Hatta kız adı olan Melekzat'ı beğenmediği için kendisine erkek adı takmış: Kenan.

İşte bu kız-erkek, son birkaç gün içinde İzmir'de de bir komedyanın “kız-erkek” rolünü oynadı, foyası çabuk meydana çıktığı için orada dikiş tutturamadı ve dün buraya geldi.

Sirkeci rıhtımında on kadar gazeteci arkadaş hep anafarta vapurunu bekliyoruz. Meşhur La Garsonne geliyor diye... Vapur, tarifesi olan tam saat 9.30'da Sirkeci rıhtımına arkasını vererek yanaştı. Oldukça şiddetli bir yağmur yağıyordu. Bu maceraperest, bundan evvelki macerasında gazetecilere bir hayli eziyet etmiş ve müşkülatla resim aldırmıştı. Bu sefer yağmura rağmen ne pahasına olursa olsun onu elden kaçırmamaya karar verdik. Evvela bazı arkadaşlar vapura gittiler. Ben ve birkaç arkadaşım rıhtımda beklemeyi tercih ettik.

Belki kıyafet değiştirerek sıvışabilir diye korkuyorduk. Gözümüzü dört açtık. Sandallarla vapurdan çıkanları adamakıllı gözden geçiriyorduk. Hemen bir saat kadar böylece bekledik. Vapurdaki arkadaşlarımız da ara sıra geminin arkasına gelerek içerde bulamadıklarını söylüyorlardı. Acaba kaçtı mı diye merak içinde iken Foto Cemal, onu elinden sımsıkı yakalamış olduğu halde Anafarta vapurunun arka tarafında göründü. Bizi çağırdı. Hemen sandalla vapura geçtik. O, geminin vinç makinesinin altında siper almış, biraz telaşlı bir tavırla bizi samimi şekilde karşıladı.


Şık bir erkek elbisesi içinde...

Üzerinde iyi bir terzi tarafından dikilmiş koyu nefti renkte şık bir erkek elbisesi vardı. Gömleği, kıravatı ve hattab çorapları da elbisesinin rengine eşti. Başında koyu lacivert bir şapka, ayağında da yepyeni renkte bir iskarpin vardı.

Son macerası

Hemen sordum: “Nasıl oldu bu macera? Ne olur, bizi fazla üzmeden şöyle etraflıca anlatıverin.

Ellerini arkasına bağladı. Ve demire yaslandıktan sonra gülerek tabii kadın sesile söze başladı:

  • Ah, siz gazeteciler, ne mübalacı insanlarsınız. Ben İzmir'de kimseyle nişanlanmadım. Onu oradaki meslektaşlarınız uydurmuşlar. Ben, İzmir'e Büyük Panayır'ı görmek için gittim. Sonra, orada uzaktan akrabam olan Kemalpaşa kazasında Kezban'ın evine gittim. Zayıf, sarışın, güzelce bir kızdır o... Akraba olduğumuz için de tanışıklığımız hayli eskidir. Sonra Keziban, benim bundan önceki maceramı, aslımı, kız olduğumu bilir. Bundan evvel ki maceramın kahramanı olan kadının da arkadaşıdır. Kurtuluş'ta yanyana evlerde komşu otururduk. Bu itibarla benim onunla nişanlanmam ve sevişmem mevzu bahis değildir.

İşte kız – erkek

Biraz yürüdü. Bir şey söylemiyordu. Ben yine sormaya başladım.

  • Peki bundan evvelki maceranızdan bahsettiniz. O zaman hakikaten bir bayanla nişanlandınız ve evlenmek istediniz. Siz bir kızsınız. Bir kadınla nasıl evlenecektiniz?

  • Canım, dedi, siz işin hakikatini bilmiyor gibi konuşuyorsunuz. Ben çok küçüklüğümden erkekliğe özenirim. Çocukluğumdan beri kız elbisesi hiç giymedim. Erkek olmak çok hoşuma gidiyor. Fakat Allah beni yanlış yaratmış... Hani kabil olsa, akla gelmeyecek fedakarlıklara katlanarak erkek olurdum. Hem çok rica ederim. Siz niçin benimle bu kadar çok alakadar oluyorsunuz. Sanki İstanbul'da benden başka erkek kıyafetinde gezen kadın yok mu? Ben size haber vereyim. Bir tane Ortaköy'de var. Hem o oldukça güzel bir kız. Bir tane de Sultanahmet'te. Ne olur biraz da onların maceralarını öğrenip yazsanıza.

Hep birlikte vapurdan çıktık. O evine gitmek üzere bize veda ettikten sonra bir taksiciye atlayarak Sirkeci'den uzaklaştı.”

Melekzad'la ilgili haberler, bununla da bitmiyor. Hırçın Köşe, başlıklı köşesinde Aka Gündüz de Melekzad meselesini sertçe eleştiriyor.


ERKEK – KIZ, MERKEK – KIZ DEĞİL; BUZ GİBİ AŞNAFİŞNA DELİSİ!

Yeni bir erkek-kız türemiş. Türer a... Amma, sen misin durup dururken türeyen? Büyük, orta, küçük çapta kaç gazete, kaç mecmua varsak elbirliği, dil birliği, kalem birliği ile alaalaheye aldık, habire reklamını yapıyoruz. Düşünmüyoruz ki, hayatta böyleleri çok görülmüştür. Hiç olmazsa onların pe sapa gelir birer tarafları vardı. Bilmem bunun dile kaleme gelir nesi var? Bence kurcalamıya değmez. Neye yarar ki, gazeteci arkadaşlar mal bulmuş mığribiye dönmüşler. Bari alım şahım, heyecan verici, keyif tamamlayıcı bir mevzu olsa. Biraz dikkat edilirse anlaşılır ki ortada bir erkek – kız, merkek - kız değil; buz gibi aşnafişna delisi var. Buna memleketin ahlaki işlerine de göz kulak olan mahalle polisi ile Soğukçeşmedeki adli doktor Fahri Can karışmalı. Bizim neyimize? Hele biz şöyle duralım, yüzleri gözleri açılmamış masum kızlarımızın ne günahları var ki bu kötü tesir altında pantalon kuşanmak için fistanları for a edecekler.

Yenidünya; tarihteki tarih yapmış erkek kızları bile unuttu. Sokaklarımızda dolaşan bu sinir ve akıl pürüzünü hazfetmeli.

Hürriyet, normal insanlar içindir. Hürriyet Abanoz sokağına izin verir. Fakat Abanoz, gece hali ile caddeye fırlarsa, yasak! Tıkar içeri. Hürriyet, kıyafetlerin de normali içindir. ….

Geriye dört başı yarı mamur bir anormallik kalıyor. Bu işe belediye ebesi mi karışır? Hükümet polisi mi? Adliye doktoru mu? Bakırköy Sultanı mı? Kim karışırsa çabucak karışıversin de işin eğlence tarafı bu kadarla bitsin.

Netice: Memleket ne hafif revu sahnesidir, ne de vodvil mevzuu. Bu zıpçıktıyı polise haber veriyorum!”


Bundan birkaç gün sonra ise, Melekzad'ın tehdit edildiğine ilişkin bir haber çıkıyor:


KIZ – ERKEK TEHDİT EDİLMİŞ!

Kendisine erkek süsü veren, erkeklik taslıyan, bazı kız akranlarını aldatıp nişanlanan şu mahut Melekzat dün meçhul birisinden bir tehdit mektubu almıştır. Mektupta, dün için Taksim meydanında Melekzada randevu verilmekte, gösterilen yere gelmediği takdirde hayatının tehlikede olduğu yazılmaktadır.

Melekzat bu mektubu alır almaz hemen Pangaltı polis karakoluna müracaat etmiş, tatlı canının tehlikede olduğunu söylemiştir.

Polis tahkikata başlamıştır. Şüpheler, bu kız erkeğin ilk kandırdığı Remziyenin üzerinde toplanmaktadır. İşin içinde bir kıskançlık olduğu sanılıyor. “

Ve son olarak da, tehdidin sonucu gazetede yer alıyor:


ERKEK – KIZIN ŞİKAYETİ

Erkek kıyafeti ile dolaşan Melekzadın şikayeti üzerine, kendisine gönderilen tehdit mektubu hakkında zabıtaca tahkikat yapılmıştır. Fakat, mektupta tehdit mahiyeti görülmemiştir. Meselenin bir latifeden ibaret olduğu tahmin ediliyor.”


Haberleri yorumlamak için burada birkaç satır karaladım ama hepsi de gereksiz göründü. Dönem gazeteciliğinde objektiflik diye bir nosyon olmadığı bir tarafa, Melekzad'a bakışlarının da ne kadar katı, yargılayıcı ve aşağılayıcı olduğu çok açık. Bana söyleycek söz kalmıyor. Zira haberler, kendileri için konuşuyorlar.



2 yorum to “Melez Kadın: Erkek - Kız'ın Maceraları!”

  • 12.6.10
    Demran says:

    O dönemde ne kadar objektif olsa da gazeteciler bu konu hakkında olabileceklerini sanmıyorum. Günümüzde yapılmış olsa haber objektif değil gazeteciler denilebilir tabi ki, ama o günlerde bu nerdeyse bir ilk ve şaşkın bir haldelerdir büyük ihtimal

  • 13.6.10
    sibel says:

    dönem magazin gazeteciliği çok komikmiş. gazetecilerin vapur beklerkenki halleri filan.. birisi gidip elinden tutmuş ya kaçmasın diye o acayip bişey mesela :D

 

BOLAHENK SOKAK Copyright © 2011 | Template design by O Pregador | Powered by Blogger Templates